hep yanlış insanları buluyorsun kardeşim.

kendi hayal dünyamda yarattığım bir laboratuvar var ve içerisinde sadece son zamanlardaki dertlerim araştırılıyor. yavaş yavaş seviyorum ben bir insanı her seferinde; hızlı birisi gelip alıyor elimden. yavaş yavaş kazanabileceğimi düşündüğüm herkesi bir anda kaybetmemin ona verdiği yetkiye dayanarak konuştu bugün oda arkadaşım: "oğlum sen manyak mısın? hep yanlış insanları buluyosun. doğrun yok."

birbirinden amaçsızca kesilmiş paragraflarımı inceliyor oldum son zamanlarda. konunun başını çok güzel getirmişken, bitiremeyişlerimin derdini edindim kendime. konunun en güzel yerine gelirken -kalbi yerinden bıçakla kesilmiş ve çıkarılmış bir kadına yapılmış gibi- kesiyorum söyleyeceklerimi. kafasının içerisinde yüzlerce düşünce birikmiş insan olmaktan ziyade; kafasının içerisinde yüzlerce karakter yaratmış bir insan olmaktır bana göre zor olan. yine paragrafın sonuna geliyorum ve inan bilmiyorum devreye hangi karakterimin gireceğini.

mutsuz olmak için tüm sebeplerimi birleştirdim bugün. hepsini çöpe atabilir, pis kokusuyla belki de yıllarca yaşayabilirdim. tüm sebeplerimi dağıttım sonra, bugüne kadar birleştiğim her insana yaptığım gibi.

acı çekiyor olmanın bana verdiği hazzı anlayabiliyorum. sigara bağımlısı gibi, sekse bağlanmış iki insan gibi ya da uyuşturucuya bağlanmış keş gibi acıya bağımlıyım ben de. acısız bir yaşamın varlığını düşünemiyorum. ben acı çektikçe, diğer insanların da acı çekmesine sebep oluyorum. bu yüzden beni terk edip gitmesini istiyorum herkesin; ve bu yüzden...

bu yüzden, hayatımı düzeltebileceğine inandığım bir kadının; hayatımı düzeltemediğini gördüğümde, hayatından çabucak çıkıyorum.

hayatıma yanlışlıkla girmiş doğru insanların söylediği "çabuk pes eden bir insansın" lafını kabul etmiyor, ısrarla reddediyorum artık. çünkü benim pes ediyor olmamla ilgileniyorlar; neden bu kadar çabuk pes ettiğimle değil. kendileri için yaptığım fedakarlıkların hafiften farkında olsalar güçlü olduğumu iddia ederlerdi. "çok güçlüsün!" dediklerinde de ısrarla reddeder ve "hayır... ölmek üzereyim." diyebilirdim ama olsun. onların aklında sürekli güçlü kalabilirdim.

yanlışlıkla paragraflar yazdım ve yanlışlıkla kendimden bahsettim yine. kendimden o kadar bahsediyorum ki; oturup kendimden utanır oldum. aynaya baktığımda gördüğüm yüz bana ait artık; her baktığımda daha net görebiliyor ve her baktığımda daha da nefret ediyorum kendimden. her zamanın aksine, bir kadınla sevişmek istiyor ve en azından bunu tatmak istiyorum uzun zamandır.

bunları isterken sevişebileceğim bir kadın tanıyorum ve yazıda ilk paragrafa, hayatta en başa dönüyorum tekrardan...
yavaş yavaş seviyorum ben bir insanı her seferinde; hızlı birisi gelip alıyor elimden. yavaş yavaş kazanabileceğimi düşündüğüm herkesi bir anda kaybetmemin ona verdiği yetkiye dayanarak konuştu bugün oda arkadaşım: "oğlum sen manyak mısın? hep yanlış insanları buluyosun. doğrun yok."

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

evet dostum, hayatın yükümlülükleri var.