minik rüyalar zelzelesi.

hangi şehire gitsem itici geliyor, üzerinden aylar geçmesine rağmen nereye ait olduğumu bulamadım. bütün bir gece kendimden ne kadar çok bahsettiğimi düşündüm dün. buralar benim, twitter'ım benim, bir şeyler paylaşabileceğim her yer benimken; kendimden bahsetmemek ne kadar mantıklı olur dedim sonra. yaşar kurt geldi ve son noktayı koydu...

uzun uzun anlatamam her şeyi... böyle olsun istemedim ben de. sakın "kal" deme bana. gidiyorum, alışamadım bu kente. sakın "kal" deme bana. gidiyorum, alışamadım bu kente. suskun, deniz boyu martılar... eve yalnız dönüyorum ben de. sakın "kal" deme bana. gidiyorum, alışamadım bu kente.
derileri soyulan insanlar gördüm kızıldan. polislerin etrafta koştuğunu, bir şey yapmadığını. kaosun ne kadar büyüdüğüne dair en ufak fikri olmayan insanları izledim. arabalarına binip en kısa zamanda daha güvenli noktalara ulaşmak isteyen; yola koyulmuş mayınlarla patlayan insanları da gördüm.

25metre kare, ufak bir kareden odanın içine koyulmuş insanları hatırlıyorum rüyamda. başının etrafını çevirmiş sekiz tane silah, tetik basma mekanizması ve bum! beyinden açılmış 8 tane delik.

bir arkadaşımın eski sevgilisinin bacaklarını gördüm. gözlerimi ne tarafa çevirsem soyunan insanlarla birlikteydim. bilinçaltımdaki dünya bu kadar garipken; yaşamak da zor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

farklılaşamadıklarımız