artı on sekiz: salıncaklar, silahlar ve tehlike!

yaşasın kafası güzel halklar cumhuriyeti. kahrolsun düzgün yaşayan mutlu insanlar.

doğum günlerinde yapılmış samimi gülüşlerin şerefine içelim ulan bugün. adam olup bütünleşememiş tüm bozuk paralar uğruna içelim. orospu çocukluğunun lüzumsuz kitabını yazan insanların şerefine de içeriz bakarsın! öldüğümüzde donmuş bakışlarımızla gözgöze gelip ağlamaya başlayan insanların şerefine de içeriz!
bir kaç kadeh daha içtim. bir dışarı çıktım, pür dikkat kaybettim kendimi. salıncakları aradım en güzelinden. bir salıncak, biri sallandığında değil; biri kendini astığında güzel gözükebilir çünkü. asmaya karar verdim, tanrı sohbete davet etti. pür dikkat kendime geldim. salıncaklar bile bu diyarı terk etti. tanrıya döndüm, ağaçlarla tehdit ettim. "suç bende değil." dedi. "vakit erkendi, sen geç kaldın."
yaşasın birbiriyle sevişen halkların emperyalizmi! kahrolsun evli çiftler.

içmemizin üzerine belki de yıllar geçti, belki de saatler. "ölmek" kelimesinin yanlış anlamda kullanıldığı yerdeydim, arka safhada. ön taraftan gelen dedikoduların bir numaralı kurbanı olabilirdim, vazgeçtim o yüzden. "ölmek" dedim ulan, "ölmek... gitmenin en kolay yolu."
diğer bir akşamın ortasındaydım, henüz sarhoş olmadığımız vakitlerde. çalan son ses müzik kulağımı ağrıtıyordu. duvara asılmış "yüksek ses müzik kulaklarınızı acıtabilir" yazısıyla irkildim. tuvalete koşan iki çiftin arkasından ilerledim. tuvalete bırakılmış tırnak izlerinin vahşiliğiyle irkildim bu sefer. içeri girdim, sevişen iki çifti izledim. umurlarında bile olmadı! birilerini öldürmek için güzel bir yer, güzel bir zamandı. bir sorun; silahsız ve tehlikesizdim.
yaşasın birini severken, başkasını da sevebilen kadınlar! ve kahrolsun onları sevişirken hayal eden erkekler.

gitmememizin üzerine belki de yıllar geçti. en son ateride vurduğum ördeği ve onu yakalayan köpeği hatırlıyordum. babam mario oynuyor, bozulan oyun kumandasına "amına kodumun mandırı!" diye bağırıyordu. "mandırı" kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyordum; ama kimsenin amına koyamayacağım yaşlardaydım. o gün korktuğumdan beri, çüküm bir türlü büyümedi.
"ah kahrolsun!" diye bağırıyordu kadın. "demek kavga? bunu mu istiyorsun. hadi! hadi şimdi de kavga et." diye bağırıyordu. erkek profesyoneldi. önce cowgirl ile başlayan pozisyon macerası yerini, misyonere, kelebeğe, ters cowgirl'e, köpeğe, fan'a ve henüz kamasutra'nın bile isim koyamadığı pozisyonlara bırakmıştı. erken boşalmıyordu da üstelik. kadına orgazm yaşatan erkek henüz boşalamamıştı bile.

dışarıdan izliyordum. camları açıktı. ya da hayal ediyordum, ben yaratmıştım. varlıklarını kontrol etmek için yanlarına yaklaşma gibi bir fırsatım yoktu. bir kaç tane daha adım atsaydım balkondan aşağıya düşebilir ve hayatımı sonlandırabilirdim. aaahh! o zaman düşününce güzel bir fikirdi.

bir kaç adım daha attım. ve aaahh! kadın orgazm çığlığını atıyordu.
yaşasın. kadınlar da orgazm olabiliyordu. bir sigara yaktım. şu sigara, güzel şey.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

farklılaşamadıklarımız