büyümüş ergen.

"bugün her zamankinin aksine düşüneceğim. düşünmemeyi bir kenara bıraktım. nasıl seviştiğinizi, öpüştüğünüzü, kolkola uyuduğunuzu düşüneceğim. kafamda kuracağım en ince detayına kadar. ne mazoşist, ne sadistim; sadece acı çekmeyi hak ediyorum.

acı çekmeyi hak etmekle gurur duyacağım bugün. hiçbir şey sikimde olmayacak başka. insanlar istemeden acı çekerken, isteye isteye, göz göre göre, bunun gururuyla acı çekeceğim.

siz mutlu olun. bana henüz verilmemiş mutluluk hakkını yaşamayı istemek, başlı başına bir mantık hatasıydı zaten. bir daha ne aşktan, ne yalnızlıktan bahsederim."

~ dünkü, blogumda yayınlamadığım bir yazı.
yıllar önce değildi abi, maksimum aylar geçmiştir. birileri yazımı okuyup "oğlum, sen henüz büyümüş ama ergenlikten kurtulamamış bir insansın." diyorlardı. anneme küfür ettiler, babama küfür ettiler, gelmişime geçmişime bile küfür ettiler ama bana en çok koyan kısmı "ergensin" olmuştu.

bugün, bunu kabul ettim. hayatımda hiçbir şey yolunda gitmiyorken, bir şeyleri kabullenmek daha kolay oluyor çünkü. bir haftadır yazdığım her şeyi tekrardan okudum, tek tek inceledim. sürekli aynı şeyleri tekrarlayıp durmam bir yana; yıllardır aynı şeyi yaptığımı, bir türlü büyüyemediğimi fark ettim.

durmaksızın gitmek istediğimi söylüyorum mesela. oysaki büyümüş bir insan; yapamayacağı şeyleri hayal etmek yerine daha gerçekçi şeylerle uğraşmalı. birileri çıkıp ona "nereye gidiyorsun lan amına koduğum? bu hayatta hiçbir şey istediğin gibi olmayacak ve sen bir sikimle yüzleşemeyeceksin." demeli.

camel altı buçuk lira olduğundan beri kalitesinden bayağı şey kaybetti. yaşım yirmi iki olduğunda da kendimi büyümüş birisi olarak göremeyeceğimden korkuyorum. oysaki düşüncelerimizle büyüdüğümüz sercan'a bakıyorum, burak'a bakıyorum... ne kadar da büyümüşler. sürekli mutsuz olduklarını bildiğim halde; kendilerini kaptırdıkları eğlencelerle, söyledikleri şeylerle, konuştukları kişilerle bile büyüdüklerini görebiliyorum. ben de onların düşündüklerini düşünüyor, ben de mutsuzluklar içerisinde yaşıyorum ama; kendimi ne eğlenceye kaptırabiliyor, ne de benim gibi düşünen insanlarla konuşabiliyorum.

odunluzıkkım olduğumdan beri bir yerlerde hata yaptığımı biliyordum. belki de benim en büyük hatam; sürekli gitmeye odaklanmaktı. gitmeye odaklanıp yaşıyorken, birilerinin hayatında ne kadar kalabilirsin ki? içinde sürekli gitmeye dair bir istek varken, gitmek için en ufak bir kıpırtıyı beklerken ne kadar kalabilirsin ki? bilmiyorum.

ben ciddi anlamda korkuyorum abiler. nasıl büyüyeceğimi bile bilmediğim için geliyor bu ergenlik. geçmişe bakıp yaşayamazsın, geçmiştekilerini geleceğe aktarıp yaşayamazsın. geçmişin geçip gittiğini kabul etmen ve geleceğe hazır olman gerekir. ama ben nasıl bir insanım biliyor musunuz abiler? gelecekte yaşayacaklarımı, geçmişte yaşadıklarım için reddeden bir insanım.

beni anlıyor musunuz abiler?
beni anlamanızı istiyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

farklılaşamadıklarımız