hehehe, seni gidi mutluluk.

"spermin çikolatalı pasta ile mi döllendi bilmiyorum ama birinci sperm olarak çıkabilmiş olmanın bir anlamı olmalı! tanrı seni bir şeylere zorlamış olmalı!" diye bağırmak isterdim amerikan filmlerinden çıkmış gibi. kadın çok tatlıydı ama zorlukları acıtıyordu. sağıma dönüp sigara istedim sercan'dan. sercan'ın sigarası az önce içtiklerimizle bitmişti oysaki. sürekli, elimden bir dakika olsun bırakmadan sigara içmek istiyordum. "sercan!" diye bağırabildim o an. "sigara bul... siktirtme belanı!"
yazdı ve silmek istedi bu satırları. anlamsız olmuştu ve hiçbir anlam ifade etmiyordu. bir arkadaşının "yazdığın hiçbir şeyi silmemelisin" dediği aklına geldi sonra. silmedi. bir yazının ilk paragrafı, sadece yazılmak için, ilgi çekmek için yazılmış oldu böylece.

kendini piç gibi hissetti paragraf. öldürülmüş kelimelerine baktı öyle. koskocaman kelime ordusu, bir özel isim dahil olmak üzere katledildi.

yaptığı soykırımı izledi yazar. yeni bir paragrafa başladı ardından.
kelimenin tam anlamıyla doğru yerde olduğumu biliyordum. kelimelerimi öldürmüştüm ve kullandığım hiçbir kelimenin bana güveni kalmamıştı. iğrenç bir insan olduğumu sahip olduğum her şey gibi, kelimelerime bile yansıtmıştım. kandildi bugün ve ben... bir kandil gününde, insanlığın neden yaratıldığı üzerine saçmalamak istiyordum.

tanrı bana düşünmemi emrettiğinde reddetmiştim. tanrıya itaatsizlik suçundan yargılanmak arafta büyük suçtu. idam edildiğimde hayata doğdum. lanet insanların arasında, bir bedenle sınırlandırılmış ruhtum sadece. bedenime bir türlü sığamayan ruhum düşünmeyi emretti; düşündüm.

idam edilmiştim bir kere ama. öldürülmüş ve doğmuştum.

tanrı... idam edilenleri affetmiyordu.
kırmızı rujun bir kadın üzerinde sergilediği asil duruşu, dağın en tepesinden aya doğru uluyarak kendini kanıtlamaya çalışan kurtta da görüyordum. kusura bakmayın; insanlar orgazm sonrası uyumak ya da konuşmak ister. ben bir hikaye yazdıktan sonra kadınlarla ilgili konuşmayı seviyorum. aslında kadınlarla ilgili konuşmayı her zaman seviyorum, ama hikayelerden sonra daha bir güzel geliyorlar.

kadınlar hikayelere inanmayı, hikayelerle yaşamayı ve gerçek olamayacak şeylerin peşinden koşmayı çok seviyorlar çünkü. ben de öyle. tanrı beni yaratmadan önce "erkek mi, kadın mı yaratmalıyım?" diye düşünmüş olmalı. başka bir açıklaması yok bunun.

Yorumlar

  1. İlk yazdıklarını çizmeseydin keşke :)
    Son kusım biraz ayıp olsada :)
    Kadınlar yada erkekler hikayelere inanmayı tercih ederler. Çünkü olmayacağını bildiğin hayalleri kurmaktansa onları okuyarak ya da izleyerek hala inanabilmek de güzel :)
    Tabi hala inancın kaldıysa
    Her aşk kitabının mutlu sonla bitmesi çok saçma gelmiyor mu herkese hiç anlamıyorum :)
    Neyse çok konuştum demem o ki efendim çok güzel bir yazı olmuş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. oysaki gerçek hayata baktığımızda, tüm aşklar mutsuz sonla bitiyor değil mi? eğer ki ölümü de mutsuz son sayarsak tabi ki. bana saçma geliyor, evet düşünmüştüm ben bunu.

      teşekkür ederim, iyi geceler dilerim.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

sence şu an saat kaç?