Ana içeriğe atla

onunla mutlusun abi. ben gidebilirim.

belki de son 20 gün kaldı her şeyin son bulmasına. bir kere, bir şehri terk ettim; ayağa kalkmam üç sene sürdü. çok güçsüz olduğum kesin; bir şehri daha terk etmek zorunda kalırsam eğer ayaklarım kırılır.

mecalim yok; kimi sevdiysem gitti. şimdi birilerinin beni sevdiği şehri terk etmek istemiyorum. "neden uyumuyorsun abi?" diye soranlara söylediğim yalanların haddi hesabı yok. insanlar bazen insanlarla birlikte kendini de kandırmak ister. yalan söylüyorum çünkü; gitmemeye dair biraz da olsa ümidim olsun istiyorum.

ben hayallere küseli çok uzun zaman olmuştu. hiçbir hayalimin gerçekleşmiyor oluşu başlı başına bir kırıklıktı zaten. şimdi tüm her şeyi sıfırlamaya ve hayallere bağlanmaya ihtiyacım var, bütün insanlar gibi. hayal kurmaya, peşinden koşmaya ve gitmemek için saatlerce oturup tanrıya dua etmeye ihtiyacım var. bugüne kadar hiçbir şekilde kabul olmamış dualarımın kabul olmasına ihtiyacım var.

deli gibi içmek istiyor ama sarhoş olmak istemiyorum. belki de bu şehirde yaşadığım son anlarımı, gülerek ve eğlenerek geçirmek istiyorum. insanlara bunları anlatmak yerine "abi! dur. kalan son 20 günümüzün tadını çıkaralım! bare bunu yapabilelim." demek istiyorum ama bunu bile diyemiyorum. anlatırsam, her zaman ki gibi her şeyi dalgaya alacaklar ve intihar etme düşüncelerim gibi ciddiye almayacak bunları.

hayatımın en kötü döneminde kalmış son yirmi günümü, gram eğlence olmadan geçiriyorum. hatta ve hatta insanların derdini dinleyerek, hiç ulaşamayacağım bir kadını sevmekte inat ederek geçiriyorum. yaşanılan her şeyi düzeltmek, gitmemek istiyorum ama AMINA KODUĞUMUN HAYATINDA ELİMDEN HİÇBİR ŞEY GELMİYOR!

korkuyorum abiler.

ben bunu daha önce yaşadım. sivas'tan ankara'ya döndüğümde yaşadığım yalnızlığı tekrar yaşayacağımı, burada arkadaşlık bağı kurduğum herkesin beni teker teker unutacağını çok iyi biliyorum. hayatta bazı şeyleri ne kadar güzel ümit edersen et, ne kadar birbirini unutmayacağını düşünürsen düşün; unutuyorsun çünkü.

ve ben, burada bağlandığım, belki de şu an isteseler hayatımı verebileceğim kişileri unutmak, kaybetmek istemiyorum.

korkuyorum abiler. her şeyin bitmesinden ve ölmekten çok korkuyorum. tekrar yalnız kalmaktan, bu sefer olduğunda savaşamayacağım bir yalnızlıktan korkuyorum.

ama...
insan bazen ne kadar hayal ederse etsin, olmuyor.
insan bazen ne kadar isterse istesin, elde edemiyor.
insan bazen ne kadar dua ederse etsin, kabul olmuyor.
insan bazen gitmek zorunda kalıyor.
insanlar, gidiyor zaten.
hep gidiyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

iyi ki varsın.

sana ne yazacağımı bilmiyorum. aslında, sana ne yazacağımı çok iyi biliyorum da kelimelere dökemiyorum. bir yanıma kahvemi aldım, diğer yanıma da bırakmak için söz verdiğim sigaramı. yazmak bana zararlıdır belki, belki de zararsız. hiç bilmiyorum ama çok mutluyum; yanımda sen varsın. yanımda kal... bana en yararlı sen varsın, geriye kalan her şey zararlı. benim için baktığım her yerde sen varsın; gerisi anlamsız.

ellerim biraz soğuk, elimin en soğuk yerinden tutar mısın içim ısınsın. ya da bana biraz bakar mısın, cennete olan sevdam artsın. saçlarınla oynayabilir miyim, çocuklukta hevesimi alamadığım oyuncaklarım için. ellerinden ben tutabilir miyim ya da? soğuk bir yerin kaldıysa ısınsın diye.

sana çok şey yazdım. sana yazdığım her şeyi sildim, tekrar yazdım. kelimelerin duruşunu beğenmedim bazen. bazen, seni sevdiğimi tam anlatamadıkları için kızdım; tekrar sildim, tekrar yazdım. bir daha beğenmezsem eğer tekrar siler tekrar yazarım. sana değer. senin için, tek tek, ayrı ayrı tüm ke…

siz hiç başarısızlığı çantanızda taşıdınız mı?

henüz 23 yaşındayım. geçenlerde bir yazı okudum. bana "hayatı aceleye getirme" diyordu. yine uzun bir zaman önce geçenlerde birileri bana "steve jobs üniversiteyi bırakmış. sonra apple'ı kurmuş." diyordu. biraz daha önceye gidebilirim. google'ın küçük bir garajda kurulduğu gerçeğine kadar yani. insanların öğütlerinden bahsetmekse konu, hayatımın her köşesini anlatabilirim. memur olmamı isteyenlerden, değer verdiğim her şeyi hiçe saymamı bekleyenlerden girebilirim konuya. dolabımdan hiç çıkarmadığım, "bir gün başarılı bir insan olacaksın." dendikten sonra verilmiş kol düğmelerinden bile bahsedebilirim. hiçbir şeyi değiştirmez, biliyorum. hiçbir şeyin değişmesini istemiyorum zaten... sadece, anlatasım var.

iki üniversite gördüm ben. ikisini de bitirmedim. birini daha üçüncü ayımın başında bıraktım. diğeri 5 sene sürdü, bırakmak üzereyim. üniversiteyi bırakmak iyi bir şey değil, biliyorum; fakat üniversiteyi bitirmek de zannedildiği kadar iyi değil.…

5. ay: gidersen...

saat geç oldu, uyuyup uyanalım. saatini kur, bir sanatçının da dediği gibi "her sabahın, bir anlamı olmalı." her sabah, bir anlam oluşturmalı. ölüm var, ölüyoruz işte; hem de kaç defa olduğu hiç belli değil. ölüm var, ölüyorlar işte; kim olduğu çok mu önemli?

şimdi de kayıp giden zamana mı takacağım bilmiyorum. şimdi, neye takmam gerektiğini de bilmiyorum kafamı. ya gidersen? ya kalmazsan? içimden bir his diyor ki "bütün cümlelerin yarım kalır." içimden bir ses uyarıyor, "zaten sessizsin... giderse, ne anlamı kalır?"

derin bir uykudan uyanır gibi, komadan büyük bir isteksizlikle çıkar gibi... hiç dinmez gibi ve hiç bitmez gibi... akla gelen her kötü betimleme gibi korkular. neden, ne için... cevabı bulunmayan bir yerde. beynin derinlikleri, kalp atışının ulaşamadığı yerler gibi. hiçbir işe yaramayan apandisit gibi ve daha bir çok şey gibi... ne çok gibi oldu, kendimden çekindim.

bi değişiklik var anlıyor musun? neyin değiştiğinin farkında değilim üstelik…