sessiz olun, duymuyorlar.


kendime güzel bir kahve yaptım. son zamanlarda ayık olarak dolaştığım vakit çok az. sonunda sarhoş olmadığım bir vakit buldum. bugün sizlere son derece içten konuşacağım sevdiklerim. okumayacağınızı, gram olsun dinlemeyeceğinizi biliyorum. ama ben, anlatmak istiyorum. bu satırları yazarken bazı yerlerde ağlayacağımı biliyorum, lütfen... benim açımdan düşünün her şeyi.

bölüm 1: ben artık, sanırım, gitmeye karar veriyorum.
"yapabilirsin oğlum. vaktini her şeye ayırma. sen öğrencisin. derslere git, diğer işlerini yaparsın. senin zeki olduğuna inanıyorum." diyen annemi özledim. yapamadım anne. vaktimi her şeye ayırmadım, gerizekalı gibi gönüllülük işlerine verdim kendimi. özür dilerim. öğrenci olduğumu unuttum, derslere doğru düzgün gitmedim bile.

ben insanların zeki sandığı, gerizekalı bir çocuğum. çok özür dilerim. tam şu an, hayatıma geliş sebebimi sorgularken; senden binlerce defa özür dilemem gerektiğini düşünüyorum. sizin de üstüne bastıra bastıra söylediğiniz gibi, benden adam olmayacak hiçbir zaman. ölmek istiyorum, özür dilerim.

bunların hiçbiri, benim düzeltebileceğim şeyler değil. bir zaman makinem olsaydı, geriye dönmeye çalışır ve hiçbir şeyin böyle olmamasını isterdim. ama bunu yapamam. sizin de istediğiniz gibi; benim sevdiğim bir şehirden ayrılıp, nefret ettiğim şehre dönme vaktim geldi sanki.

özür dilerim.

bölüm 2: bir kadına aşık olmak.
ne hoşlanmak, ne sevmek diyebilirim buna. uzun zamandır kalbime sokmadığım bir şey aşk. bu yüzden "birine aşık oldum" demek yerine "birini sevdiğimi" söylerim ben. ama bu sefer bunu kabulleneceğim.

birine aşık oldum ve sevgilisi var. bazen olur böyle şeyler. behzat ç bunu "babamın öldüğü gün, bir kadına aşık olmuştum." diye açıklıyor. gönül denilen şey bazen ota konar, bazen boka. ben, benim için ot olan, ama aslında bok gibi hayata sebep olan bir şeye kondum.

bazı şeyleri çok fena kabullendim abi bu sefer, bu yazıda. hem de ilk defa. o kadının, şu an biriyle beraber uyuyacağını kabullendim mesela. belki de uyumadan önce biraz sevişeceklerini kabullendim. beraber alkol aldıklarını, alırken birbirine neşeli zamanlarını anlattıklarını kabullendim.

ben geceleri sohbet edebileceğim, sabaha kadar konuşup saçma sapan hayallerimden bahsedebileceğim insanlar istiyorum hayatımda. ama o, benimle değil, başkasıyla uyuyor. ve benim, bunun için, bunları düzeltmek için yapabileceğim hiçbir şey yok. zaman makinem olsaydı, sevgilisinden önce onu tanımak ve aşık olmak isterdim. ama bunu yapamam. yapabileceğim tek şey, yazının başında gördüğünüz "çok mutlusun" şarkısını ona armağan etmek. umarım severek dinlersin.

bazen, olmuyor işte.

bölüm 3: vazgeçmek.
kabullenmesi en zor olan şeylerden birisi, hem de benim gibi inatçı bir insan için. aslında insanların "kolay pes ediyorsun, kolay vazgeçiyorsun." deyişlerine hiçbir zaman inanmadım. ben bir şeylerden kolay kolay vazgeçmem; 2 senedir odunluzıkkım'dan vazgeçmediğim gibi.

vazgeçmem gerekiyordu ve bunu artık kabulleniyorum. neden kabullendim biliyor musunuz? yalnızlık yüzünden değil ya da birine aşık olduğum için değil... büyümeme engel olduğu için. ben arada sırada arkadaş çevreme bakarım, facebook arkadaş listemi kurcalarım ve... beni liseliler haricinde sikine takan kimse yok.

insan büyüdüğü zaman, düşüncelerini söylediği zaman büyük insanların bunu takmalarını istiyorlar. ve bakıyorum da etrafına... beni takan, doğru düzgün üniversiteli arkadaşım yok.

keşke bunu 2 sene önce kabullenseydim. zaman makinem olsaydı, geriye döner ve her şeyi değiştirmek isterdim. ama bunu yapamam. olduğum kişiyle idare etmem gerekiyor ve olduğum kişi, beni daha fazla yalnızlığa itiyor. oysaki ben geceleri sohbet edebileceğim, sabaha kadar konuşup saçma sapan hayallerimden bahsedebileceğim insanlar istiyorum hayatımda.

bazen, olmuyor işte.

bölüm 4: hayaller.
herkese "seneye burada olursam" konulu şeyler söylüyorum. hayaller kurmak bana ciddi anlamda zevk veriyor ama durup bakarsam... her konu da, aşk da dahil olmak üzere, ben hayal dünyasında yaşıyorum.

kendi kafamda kurduğum dünyada, insanlara senaryolar ve roller vermişim. kendime ait bir rolüyse hiçbir zaman bulamamışım ama. sevdiğim kadına bile bir sevgili yaratmışım da... ben dışarıda kalmışım.

böyle, hayat yürümüyor.

bölüm 5: ölmek.
bu bir intihar mektubu değil, olsaydı böyle konuşmazdım zaten.
ama ölmek istiyorum, çünkü zaman makinem yok ve hiçbir şeyi değiştiremem.

bölüm 6: her şeyi siktir etmek.
biliyorum... bana "her şeyi siktir et abi, senden daha kötü insanlar var. sakat insanlar var. haline şükret." diyeceksiniz. "bu saatten sonra, bunların farkına vardıysan hayatını değiştirebilirsin." diyeceksiniz.

şükredemiyor, değiştiremiyorum. her şeyi siktir edemiyorum artık, çünkü siktir ede ede içimde siktir edecek yerim kalmadı.

bölüm 7: boşluk

bölüm 8: son.
içimdekileri tam olarak, bölüm 7 ifade ediyor. her şey kötü durumda ve ne yapacağımı bilemiyorum. bu bende, büyük bir "bölüm 7" yaratıyor.

iyi geceler dilerim.

Yorumlar

  1. Hayat çoğu kez,geminin hangi kıçına oturduğunla ilgili. Belki de yerini değiştirmen gerekir. 7'nin dili olsa sanki " yanlış yere oturup, yanlış yere bakarsan tabi boşluk görürsün" diyecek gibi.. Bu filmden sıkılmışsın, en iyisi sen git başka bir filme bilet al.

    YanıtlaSil
  2. Yaş herşeye engel mi? Kaç kere gelicez şu dünyaya? Diğerleri gibi olgun taklidi yapmaktansa sen oldugun gibisin istesende istemesende. Seni olduğun gibi seven insanlar var. 'liseli' okuyucuların. Kendin olmasaydın yazamazdın ki bunları bende her gece ilerde evleneceğim adam böyle olmalı diyemezdim. Oldugun gibi kal gerekirse yalnız kal ama yinede seçtiğin yolda kal.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

evet dostum, hayatın yükümlülükleri var.