artı on sekiz: gidiyorsun amına koyayım.

yaşasın tüm terliksi hayvanlar! kahrolsun, kahrolası gidişler. son 3 gündü, son 2 gün kaldı, son 1 gün kalacak ve gideceğim. nefret ettiğim bir şehirden, koşa koşa nefret ettiğim diğer şehire gideceğim! ayaklarım yorulacak, bir kadın arkamdan bakacak; bir kadını arkamda bırakacağım. belki de bir daha asla "bir kadın" diye bir şey olmayacak.

ağızda durduğunda küçük laflar bunlar; dışarıya çıkmaya başladığında yavaş yavaş büyüyor. ilk önce kafandan geçiriyor, daha sonra devletin sorunlarını düşündüğün duşlarda bile bunu düşünmeye başlıyorsun. sıçarken aklına geliyor gideceğin.

kimse fark etmiyor ama gideceksin.
kimse dur demiyor ama durmak isteyeceksin.
kimsenin umrunda değilsin ama yüzleşeceksin.
kimse umrunda olamayacak ama kabulleneceksin.
acı çekiyorsun amına koyayım. insanlar "neden bu kadar çok küfür ettiğine dair" açıklama bekliyor senden.

-eskiden bu kadar küfür etmiyordun odun.
-eskiden beni daha fazla seviyordunuz insanlık.
-eskiden böyle değildin odun. içinde, eski senin yaşadığını biliyorum, değiştin.
-eskiden böyle değildim insanlık; size ayak uydurdum.

çok güzel odun, çok güzel amına koyayım! şimdi de kendinle konuşuyor ve "insanlık" diye hitap ediyorsun.
kalbinin bir tarafında geri dönmek yatıyor, kalbinin diğer tarafında "belki de geri dönemeyeceğim amına koyayım. ama geri dönemeyeceğimi düşünmek istemiyorum!" yatıyor.

neyse, siktir et.
bugün uyanması kolay oldu. yüzüstü uyumuştum yıllar sonra, uyandığımda gece açık bıraktığım ışığı görmemek için.

ışık da canımı acıtır oldu. geri kalan her şey gibi.
"canımı çok acıtıyorsunuz" demek istedim.
demedim ama. siz en azından, demediğimi var saydınız.
farkında olmadan yaptınız; tam olarak "şimdi."

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

sence şu an saat kaç?