kendine iyi bak.

tren rayları çok sıkıcı, metrolar da öyle. bileklerini yatay kesersen hastanelik, dikey kesersen cehennemliksin. en güzellerin öptüğü boynun çok önemli, asarsan incinir; son bir öpücüğü kaybedersin. boğaz köprüsünden aşağıya atlamak, belki de ölümlerin en güzeli. bir de salıncaktan sallanmak var tabi, içindeki çocuğu hala öldüremeyenler için.

kör kütük sarhoş olmak cesareti arttırır. benim 2 tane tuborg red içtikten sonra odasına çekilip eski sevgilisini arayan bir arkadaşım vardı. kapısının önüne koyduğu koltuğuna güvenip ona ulaşamayacağımızı düşünüyordu. böyle durumlar için kapıları daha sert yapmalılar; vurduğunda anasını bile sikebiliyorsun çünkü.

aslında elveda demek de teknik açıdan kolaydır. ablam her kapıyı kapattığında "elveda" derdi. "abla sonsuza kadar gitmiyorum." dedim bir gün neden böyle yaptığını merak edip. "eğer sonsuza kadar gidersen en son elveda diyen olmak istiyorum. gittiğin yerlerde bile beni hatırla." demişti. "la kak get içeri saçma sapan konuşma" diye cevap verip kaçtım kapıdan; ama haklıydı da. bazı insanların ne zaman gideceği belli olmuyor.

hayalperest biri vardı benim tanıdığım, bendim o. birinin hayalleri olduğumu düşündüm bir gün nasıl olduğunu merak edip. annemin attığı terlik canımı acıttı. odama koştum, kapıyı çarptım. yatağıma zıplayım "amına koyacağım ulan bu hayatın!" diye ağladığımda büyüdüğümü fark ettim.

midemin içinde hiç büyütmediğim kelebekler var olmadı bir türlü benim. derinleşmiş boşluğun içinde kaybolduğunda anladım aslında midemin genişliğini ve büyüklüğünü. kaybolmuş kelebeklere hiç rastlamadım gerçi, onlar da hiçbir zaman mideme girmedi sanırım.

uzaklardan "kendine iyi bak." diyen bir arkadaşım vardı benim.
"siktir git ya, mecalim mi kaldı amına koyayım benim?"

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

sence şu an saat kaç?