saçmalattirik: gördüğünüz karı sofia olamaz oğlum!

"oğlum ben bu karıyı, 50 kere soydum, 300 kere giydirdim. nasıl olur lan? nasıl olur oğlum! kim demiş lan? kim görmüş lan? ne alakası var? gördüğünüz karı sofia olamaz oğlum!" diye bağırıyordu adamın teki. salak salak suratına bakıyor, hangi sofia'dan bahs...

bahsetmek istediğim şey bunlar değil, şu an oturup da sohbet etsek anlatamayacağım yüzlerce şey var. farklı farklı yüzlere bürünmüş, farklı farklı karakterlerim var benim hayat senaryolarımda. arkadaşlarımı bu senaryolarda oynatamadığımdan meydana gelmiş deprem kırıklarıyla yaşıyorum zaten hayallerimi de. 22 yıldır devam eden artçı şoklarıyla yıkılmamak için savaş vermek zor.

karakterlerin yavaş yavaş sınıf düşüp tip'lere dönüşmesine şahit oluyorum. romanın bir parçasında konuk oyuncu olarak devreye giriyor, romandan nefret ediyor ve gidiyorlar.

bahsetmek istediğim şey bunlar da olmayabilir. ben neyden bahsettiğimi biliyor muyum ulan bana soruyorsun? gel sana hoşuna gidecek diğer şeylerden bahsedelim, biraz benden uzaklaşmak istiyorum çünkü. o yüzden bana yakınlaşalım.
her saniye kurduğum "ben"leşmiş cümlelerin baş karakteri, naber nasılsın? bugün benden bahsediyorsam sebebi sensin. narşizme olan aşkımın semptomlarını oluşturuyorsun farkında olmadan. sana beni merak etme demiyorum; hobi olarak yine merak et. sana hayatımda karakter olma demiyorum; sadece beni yalnız bırakmana ihtiyacım var.

dakikayı altıya bölüp on saniyelik zaman diliminde oluşturduğun "üzülmeni istemiyorum"lardan ben oluştum. her seferinde masum yüzüne inanırken sarsılmış inanç kavramımla karşılaştım. sarsılmış bir inanç kavramıyla tanrının varlığını sorgulamanın nasıl bir duygu olduğunu bilmiyorsun!

başkasıyla sarstığın inanç duygunun en derinlerine kadar indiğimi biliyorum. bana inanabilirsin çünkü yalanlarım benliğimden daha büyük. bana daha fazla da inanabilirsin; çünkü yalanların benliğimin diğer bir parçası. tanrının topraktan yarattığı varlığı ellerinle eşeleyip kalbine indin; damarlarımla "seviyor, sevmiyor" oynamak kim bilir, belki de cidden çok zevklidir.

tebrikler hayatım! insanlara göstermediğin bir yarın, insanlardan sakladığın diğer parçanım. uyuşturmaya çalıştığın, alkolle egale edip kafana takmamaya çalıştığın diğer tarafınım. bak ben hayatınım; hayatını kelimelere döken adamım. beni yalnız bırak hayatım! bir tarafta yaşadığım, bir taraftanda yaşadığın adamı oynamak delirmeme sebep olmak üzere.

ben senim. sen ben değilsin ama; anlıyor musun? ben senim, herhangi bir kimse olabilirim saniyeler içerisinde. herhangi bir başka karakter, herhangi bir kişilik; lanet bir orospu, lanet bir imam... ya da ne bileyim, hiç görmediğim tanrı.

sen ben değilsin ama; anlıyor musun? sen sadece var olabilirsin. bir de belki sen olabilirsin.

hayatımda kalabalıktan fazla bir şey değilsin; diğer herkes gibi, sen de kalabalıktan birisin. sana beni yalnız bırak diyorum, beni yalnız bırakmak zorundasın! anlatabiliyor muyum? çünkü ben seni, bunları anlatmasan da anlayabilirim. sense sadece... sahip olduğun "odunu kullanma kılavuzu"yla beni kullanabilirsin.

kullanma kılavuzu nedir biliyor musun? kullanma demiyorum sana, kullan.
ama beni yalnız bırak.
kullanacağın zaman çağırırsın.

Yorumlar

  1. Sen hep, daha önce opulmus bir kadinin dudaklarinda sana dair cumleler bekledin... her şey acı verir. Rutin bile. Hayatındaki en sıradan şey bile. Okudum. Acıttı. Çözüm yolu ifşa olmamak belki. Bunun icin cabalamak da üzer insanı. Yorar. Çok tatlısın.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

sence şu an saat kaç?