Ana içeriğe atla

sigaraya tercih edilmiş kahve.


nasılsa gidecek, nasılsa gideceğiz. o kadar çok gitmekten bahsettim ki son zamanlarda, gitmek istemeyenin beyninde tümör arayacak doktorlar. ne de olsa başka birini seveceğiz, ne de olsa unutulur zamana bölündüğünde her şey. "ne de olsa" ile başlayan yüzlerce mermi hazırladım silahım için oyuncaktan. beni tanısaydı işlerini bırakır kaçarlardı doktorlar. kendimi tanısaydım öldürürdüm zaten çoktan.

hayal et. yokluğunu hayal et. tam yokluğuna alışırken var olduğunu. başkasına her zaman var olduğunu hayal et ya da varken, birden bire yok olmaya başladığını. zamanın ters aktığını hayal et, zamanın yok olduğunu. zamanı durdurduğumu hayal et. şimdi hepsini geri al. gerçek olamayacak kadar güzel şeylerle yaşamayacağım çünkü. hiçbir zaman gerçek olmayacak hayaller kurmayacağım artık.

balkonun korumalıklarına ayaklarımı uzattığımda "içelim aşkım, geride kalan her şeye." diyecek insanın peşinden koşacağım. "hadi bana elini ver. hadi, başkalarına saçmaladığın gibi bana da saçmala. bana hayattan nasıl nefret ettiğini, ne kadar nefret ettiğini anlat." diyen kadını bulacağım. ne dersin duygu? benim hayatım düzene girebilecek kadar kötü mü sence de?

ahhh yaşasın hayatlar! silinirse suratlar bir hayli hoşuma gider. geçmişimi unutursam her şey yoluna girer. şimdi siktir edelim beni, size dönelim sayın okuyan. sigaran varsa bir kaç dal ver.
kendimden bahsetmek istemiyorum, her yazımda söylediğim gibi gitmek istiyorum sadece. bu satırları yazarken gözlerimin dolduğunu hayal et, üst dudağımın seğirdiğini ve kontrol edemediğimi. okuyorsan bile böyle oku. hissetmiyorsan git, anlamayacaksın çünkü.

kendimden bahsetmek istemiyorum, bu yazıdan sonrası için en azından. bana güzel hayatından bahsetsene biraz. mutluluklarından bahset, basit şeylerden. nasıl mutlu olduğunu anlat bana. anlat ki kendimi yalnız bileyim. sustuğun her dakika benim gibi biri olduğunu düşünüyorum çünkü.

kendimden bahsetmek istemiyorum. bana yalnızlıklarını anlat lütfen. bana yazdıklarını anlat. büyüdüğünü görmek istiyorum en azından benim gibi çocuk kalmadığını. seni sevmek istiyorum sayın okuyan, anlat.

delirdiğini anlat, nasıl terk edildiğini. yaşadıklarını nasıl sorguladığını anlat. biriyle beraber hayal kurarken, birinin, kurduğun hayalleri başka birisiyle yaşamasını anlat. bana aldatılmayı anlat, birilerinin sana nasıl yalan söyleyebildiğini. çünkü anlayabiliyorum ben birinin bana yalan söyleyebildiğini. korkuyorum sayın okuyan, bana korkularını anlat.

senden anlatmanı istediğim çok şey var. bana insan olmayı, bana sevmeyi, bana sevilmeyi, bana yıllar öncesinden unuttuğum her duyguyu tekrardan anlat! bunu yapabilirsin biliyorum. ben sen değilim; belki arada sırada sen, ben oluyorsundur.

burak... bana kaybolmayı anlat. nasıl bir duygu olduğunu. kaybolursam yapıp yapamayacağımı anlat bana. hayır, kendimden bahsetmek istemiyorum. her yazımda söylediğim gibi gitmek istiyorum sadece.

bana... sigara için terk edilmiş kahve olmayı anlat. sıcak kalbinin nasıl soğuduğunu anlat. hayatımı sikeyim. hayatımı sik gerekirse; ama bana bir şeyler anlat. yalancı olduğumu, yalan söylediğimi, nasıl korktuğumu, sevmeyi bile beceremediğimi, yalnızlığı bile beceremediğimi, gitmeyi bile beceremediğimi anlat. ne kadar düşük bir insan olduğumu, ne kadar kişiliksiz olduğumu anlat.

insanları nasıl ortada bıraktığımı anlat. ne kadar bencil olduğumu anlat.
bana kendini anlat sayın okuyan.
anlat ki, kendimi daha iyi anlayabileyim.
bana bir şeyler anlat.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

iyi ki varsın.

sana ne yazacağımı bilmiyorum. aslında, sana ne yazacağımı çok iyi biliyorum da kelimelere dökemiyorum. bir yanıma kahvemi aldım, diğer yanıma da bırakmak için söz verdiğim sigaramı. yazmak bana zararlıdır belki, belki de zararsız. hiç bilmiyorum ama çok mutluyum; yanımda sen varsın. yanımda kal... bana en yararlı sen varsın, geriye kalan her şey zararlı. benim için baktığım her yerde sen varsın; gerisi anlamsız.

ellerim biraz soğuk, elimin en soğuk yerinden tutar mısın içim ısınsın. ya da bana biraz bakar mısın, cennete olan sevdam artsın. saçlarınla oynayabilir miyim, çocuklukta hevesimi alamadığım oyuncaklarım için. ellerinden ben tutabilir miyim ya da? soğuk bir yerin kaldıysa ısınsın diye.

sana çok şey yazdım. sana yazdığım her şeyi sildim, tekrar yazdım. kelimelerin duruşunu beğenmedim bazen. bazen, seni sevdiğimi tam anlatamadıkları için kızdım; tekrar sildim, tekrar yazdım. bir daha beğenmezsem eğer tekrar siler tekrar yazarım. sana değer. senin için, tek tek, ayrı ayrı tüm ke…

siz hiç başarısızlığı çantanızda taşıdınız mı?

henüz 23 yaşındayım. geçenlerde bir yazı okudum. bana "hayatı aceleye getirme" diyordu. yine uzun bir zaman önce geçenlerde birileri bana "steve jobs üniversiteyi bırakmış. sonra apple'ı kurmuş." diyordu. biraz daha önceye gidebilirim. google'ın küçük bir garajda kurulduğu gerçeğine kadar yani. insanların öğütlerinden bahsetmekse konu, hayatımın her köşesini anlatabilirim. memur olmamı isteyenlerden, değer verdiğim her şeyi hiçe saymamı bekleyenlerden girebilirim konuya. dolabımdan hiç çıkarmadığım, "bir gün başarılı bir insan olacaksın." dendikten sonra verilmiş kol düğmelerinden bile bahsedebilirim. hiçbir şeyi değiştirmez, biliyorum. hiçbir şeyin değişmesini istemiyorum zaten... sadece, anlatasım var.

iki üniversite gördüm ben. ikisini de bitirmedim. birini daha üçüncü ayımın başında bıraktım. diğeri 5 sene sürdü, bırakmak üzereyim. üniversiteyi bırakmak iyi bir şey değil, biliyorum; fakat üniversiteyi bitirmek de zannedildiği kadar iyi değil.…

5. ay: gidersen...

saat geç oldu, uyuyup uyanalım. saatini kur, bir sanatçının da dediği gibi "her sabahın, bir anlamı olmalı." her sabah, bir anlam oluşturmalı. ölüm var, ölüyoruz işte; hem de kaç defa olduğu hiç belli değil. ölüm var, ölüyorlar işte; kim olduğu çok mu önemli?

şimdi de kayıp giden zamana mı takacağım bilmiyorum. şimdi, neye takmam gerektiğini de bilmiyorum kafamı. ya gidersen? ya kalmazsan? içimden bir his diyor ki "bütün cümlelerin yarım kalır." içimden bir ses uyarıyor, "zaten sessizsin... giderse, ne anlamı kalır?"

derin bir uykudan uyanır gibi, komadan büyük bir isteksizlikle çıkar gibi... hiç dinmez gibi ve hiç bitmez gibi... akla gelen her kötü betimleme gibi korkular. neden, ne için... cevabı bulunmayan bir yerde. beynin derinlikleri, kalp atışının ulaşamadığı yerler gibi. hiçbir işe yaramayan apandisit gibi ve daha bir çok şey gibi... ne çok gibi oldu, kendimden çekindim.

bi değişiklik var anlıyor musun? neyin değiştiğinin farkında değilim üstelik…