yürüyüş parkına giden engelli kaldırımı.

çok değişmediğini düşündüğüm bu sessiz kaldırımlarda yanıldığımı fark ediyorum. susuz toprakların yerini yağmurun doldurduğu gözyaşları almış. eskiden buralar hep çöldü, geldiğim günden beri yağmur yağıyor. buralar çok değişmiş. söz verip de sözünü tutmayanları bile özlediğimi hissediyorum gaipten. ankara'yı benim için ankara yapan, yalancı insanlarıydı sanırım. bir de yürüyüş parkuruna giden kaldırımlara engelli yolu yapmışlar, zamanında kırılan hayallerimin yürümesi için olmalı.

marketin yanına başka bir market açan nizamettin abi, rekabete dayanamayıp marketini kapatmış. kapitalizm, onu da tam on ikiden vurmuş. geriye bıraktığı kredi borçlarını yetimleri ödeyecekmiş. yerini, gökyüzünden geldiğini belli etmek isteyen bir adamın açtığı "yıldız halı yıkama" almış bu arada. içeride çalışan teyzelerin suratı gülüyordu; bir şeyleri temizleyebiliyor olmak, insanlara mutluluk veriyor sanırım.

"silahının namlusunu ağzımdan kaç kere geri çektiğimi bilse babam ne düşünürdü?" diyen arkadaşımın satırlarından oldukça etkileniyorum. aynı cümlelerinin başına "anneme bakıyorum, ağlayasım geliyor. böyle zamanlarda cümlelerim şimdiki zaman kipine bulanıyor. -yor, -yorum, -yoruldum." diye başlıyor. sanırım gözlerim doluyor ve "oğlum, ağlama." diyen annemi yanımda görmek istiyorum. neyse ki o benim bu hallerimi görmüyor, saat gece yarısını biraz geçtiği için uyumuş olmalı.

"önceydi bunlar, çokça anı öncesi. net anımsayamıyorum, sene ikibinkaç. artık bunları hatırlamak için çok uğraşmam gerekiyor." diyerek bitirmesi cümlelerini, bir nebze ümit yaratıyor üzerimde. belki de bilmem kaç yıl öncesinde ettiğimiz bu sohbetlerin yazılarla buluşması ve çok sevdiğim arkadaşımın bunları atlatabilmiş olması beni ümitlendiriyor. bilmiyorum. onun atlatabilmiş olması beni rahatlatıyor. bencilce bir hareket olduğunu düşünüp tekrar suçluluk duyuyor ve konuyu kapatıyorum sonra.

sırf başım ağrısın diye kulaklığımı takıp müzik dinliyorum dört tarafı duvarlarla kaplı hiçlik okyanusumda. gardrobum, yatağım, kitaplarımı koyduğum büyük bilgisayar masası içimdeki "hayatını güzelleştirebilirsin!" çırpınışlarını öldürmekten başka bir işe yaramıyor. ben hala kahve içiyor, sigara içmek için balkona kadar yürüyor ve yeni yapılmış engelli kaldırımına bakıyorum.

bir de yürüyüş parkuruna giden kaldırımlara engelli yolu yapmışlar, zamanında kırılan hayallerimin yürümesi için olmalı. bir de yürüyüş parkına giden kaldırımlar... bir de yürüyüş parkı... bir de, anımsıyorum; her şeyin başladığı o yürüyüş parkı. engelli yolu güzel olmuş, hoş gözüküyor. zamanında kırılan hayallerimin yürümesi için olmalı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

sence şu an saat kaç?