bir adam.

bir adamın her yerinden ümitleri tükenmiştir belki. insanlar güzel varlıklar doğru açıyı yakalarsan eğer. ışığı doğru açıyla verirsen ben de yakışıklıyım mesela. doğru bir senaryo yazmıştır belki insanın biri geçenlerde. yanlış ellere düşmüştür sonra. yanlış ellerde yanlış değerlenmiştir bir adamın hayat kurgusu. üniversiteyi kapatıp bakkal açma fikri de güzel aslında; köprü diplerinde ufak büfe açıp alnımızdaki terleri silerken yaprak yaprak döner keseriz. hatta bu, şimdiye kadar düşündüğüm en güzel fikir olabilir.

bir adam demişken, bir adam ölmüştür belki yirmi üç yaşında. kendisinden bahsettiği mektupları başkasına gönderilmek üzere hazırlanmış köşede bekliyordur. bir adamın öldüğü iyi olmuş aslında. bir adam, neden başkasına göndereceği mektuplarında bile kendisinden bahsedebilecek kadar narşist olmuş ki? o adamın ölmesi, azrailin en isabetli kararlarından birisi olmuş olabilir. demek ki azrail de bazen mantıklı kararlar verebiliyor.
bir adam dünden güzel uyandı. bir adam dünden daha güzel sevdi birisini. bir kadın, bir adamın hayatında illa ki vardır. ben romanımda bir kadından bahsetmeyeceğim. siz var olduğunu bilin, yeterli.
bir adamdan öteye gidelim. bir adamın yolu geçmişe gitmek çünkü. adamlar her zaman vardır dünyada,  dünyanın kuralı budur. dünyanın belli başlı kuralları vardır herkesin uyması gereken. insanlar sevmeden; ben yazmadan, gitmeyi düşünmeden ve dün verdiğim "artık mutlu yazılar yazacağım!" kararını bozmadan duramam mesela.

güzel şey aslında -her zaman söylediğim gibi- gitmek. ama bugünkü var olmayan konumuzun gitmek ya da kalmakla yakından veya uzaktan alakası yok. çünkü dünyanın belli başlı kuralları vardır -yukarıda da söylediğim gibi-. gitmek bunlardan birisi. insanlar daima gider ve biz buna inanmak zorundayız. birileri doğar, birileri ölür; ölümsüzlüğün var olmadığı yerde gitmemekten bahsedilemez.

bir adam vardır bugün belki de neden var olduğunu sorgulayan. sorular -kaybedenler kulübünde de söylendiği gibi- cevap bulma arayışıyla sorulurlar. bu konuyla yakından uzaktan ilgim yok savcı bey, biraz uzaklaşmak istiyorum bu yüzden.

ne var? biliyorum, içerisinde illaki vardır iki gün önce yazdığı yazıyla bugünkü yazdığı yazının yanlış mantığı içermesini sorgulayan insanlar. bir adam var ben, bu olayı şöyle açıklıyor:
"mutsuz değilim demek mutluyum demek değildir maalesef. bazı insanlar ikisinin arasında, belirsizlikte yaşar. yani spesifik olarak beni mutlu eden bir şey yok. aynı şekilde mutsuz eden bir şey de. ne hissetmeliyim bilmiyorum. ki bu belirsizlik size, benimle istediğiniz gibi oynama şansı veriyor. beni nasıl severseniz, öyle biri olmaya çalışıyorum. bunun da getirisi olarak kendimle çelişmem ortaya çıkıyor. sürekli kendimle çelişiyor olmamın sebebi bu. tedavisi yok. artık yazmak istememe sebebim de sürekli çeliştiğim için. bünyemde o kadar çok karakter var ki, hangisiyle yazdığımı sonradan fark ediyorum. yazı bittikten sonra normal halime dönüp pişman oluyor ve yazıyı siliyorum. ama hepsi içimde oluyor. dışarıdan bakanlar olarak buna tanık olmanız ve doğruluğuna inanmanız imkansız."
kim bilir, bir yerde bir adam vardır beni anlayan. ve siktir et; gerçekten, önemli değil beni anlaman.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

farklılaşamadıklarımız