dört paragraf, bir kaç hayat.

sigaranın kültablasına çırpılmamış külleri yere doğru yol alırken zamanı durdurmayı istedim. çok sıkkındım ve etrafımda beraberken zamanı durdurmak istediğim kimse yoktu. kalıplaşmış "iyi ki varsın" cümleleriyle doldum. iyi ki varım çünkü olmasaydım, tanrıyı güldürmek için yaşayan insanların sayısı bir azalmış olurdu.

bulaşıkları yıkarken dinlediğim müziklerden birinde kendimi buldum. elimdeki tabağı yere fırlatıp üzerine bastım, sırf biri beni anladı diye. ayaklarımın yara bere içerisinde kalmadığını gördüğümde, kirlenmiş tabakların hiç var olmadığını fark ettim. yine bir varsanı, yine bir yoktan var ediş. biraz uğraşsaymış tanrı, beni de tanrı olarak yaratabilirmiş. biraz uğraşmamış olduğundan sanırım sanrılarımın insan var edememesi.

bir kadın tanıdım bugün, aşka inanmıyormuş söylediğine göre. iki senelik sevgilisinden ayrılırken acı çekmediği için inanmıyormuş. ona göre neymiş aşk bilmiyorum. sana göre ne olduğuna dair de hiçbir fikrim yok. aşkın da canı cehenneme, bana güzel mutluluklarını anlat; mutsuzluklardan acı çekmeyişlerini değil. mutsuzluklardan acı çekmeyen bir insan olduğunu herkes iddia eder. ama nedense, benim tanıdığım her mutsuz, acı çekiyor.

lütfen, bütün seslerden rahatsız oluyorum. benim dinlediğim müzik haricinde tüm sesleri kısın. sevişiyorsanız sessiz sevişin, konuşuyorsanız sessiz konuşun. köpekleriniz havlıyorsa ağzını kapatın. kedileriniz miyavlamasın. sakın çenenizi açmayın. sesinizin mükemmelliğine sığınarak af diliyorum bu isteğimden ötürü; ama mükemmelliğin içine sığınmış tizleriniz başımı ağrıtıyor. kaldıramıyorum artık.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

sence şu an saat kaç?

neden rap(müzik) yapamadık?