kadın ağıtları!

geçenlerde bir kadın, twitter'ında, düşüncelerinin merkezinde "erkeksin ama kadınları kendinden fazla düşünüyorsun lan dombik?" demişti. geçenlerde rüyalarımı süsleyen bir kadınla tanıştım, uyandığımda öleceğini bile bile. gerçek hayatta kendini ne kadar üzdüğümüzden falan bahsediyordu. sikimde de değildi. erkeğiz biz, kadınları üzer ve sonra onları anladığımızı belirten cümleler kurarız. kadınlardan gider ve kadınların bizlerden nasıl gittiklerini anlatırız. rüyalarımı süsleyen kadını yazıda anlatıyor olmamın tek sebebi, bir kadın olması.

koltuğum kirlendi. savunduğum her şeyi tek bir seferde bıçakladım, acımadan ve korkmadan. kan içmeyi çok severim, bazen yanlışlıkla parmağımı keser ve dışarı çıkmak için can atan bütün kanı emerek geldikleri yere sokarım. koltuğumda kan izleri bıraktım beni asla unutmasın diye. bir şaire o kadar çok güveniyorum ki, her savunduğum düşünce "iz bırakanlar unutulmaz" üzerine kurulu. hayatına girdiğim her şeyin üzerinde mutlaka bir iz bırakırım. yatağına elimde bıçakla girdiğimde çok şaşırmıştı mesela bir kadın. kedilere ve köpeklere dokunmadım ama. kediler ve köpekler, kendilerini gizliden seven erkekleri asla unutmazlar.

dün başka bir insandım, bugün aynı fizikle başka bir insanım. yarın ne olacağımı bilmiyorum ama elime fırsat verseydiler muz olurdum. tütün de olabilirdim aslında ama tek bir şartla; beni sarıp içecekse bunu bir kadın yapsın. sonradan uzatılmış ek parçama, filtreme sadece ama sadece bir kadının dudakları dokunsun. beni ıslatacaksa eğer bir kadın ıslatsın.

kibrit kutularını yanlış kullanıyorsunuz. ucu yanmış bir kibriti, hala yanmamış bir kibritin yanına koyarak ne yapmaya çalıştığınızı bir türlü anlayamıyorum. içinizde hayatı sikilmiş insanlarla hala mutlu olmayı becerebilen insanları yanyana koyma isteği olduğunu çok iyi biliyorum. bizim küçükken hiç bahçemiz bağlarımız olmadı; dil ve anlatım dersini büyük merakla öğretirlerken üzümün üzüme bakarak karardığını söylediler. ben hevesli çocuktum. bir gün pazardan yeşil ve siyah olmak üzere iki kilo üzüm aldım. yeşil üzüme "neden siyah üzüme bakarak kararmaya çalışıyorsun?" diye sordum. gözleri yoktu, nereye baktığını bilmiyordum. dili de yoktu, ağzı da. yıllardır bir üzümle iletişim kurmaya çalışıyorum ve şarapların da dili yok; üzümler gibi.

mutluluğun formülünü bulduğumu düşündüm bugün. dişlerimi aylar sonra fırçalarken kenara koyduğum alkollü listerine'i ağzımda çalkaladım. üzerine çay içtim ve mükemmel bir duyguydu. sonra yeşilliklerinden alı koyulmuş çayların da ben gibi, sadece bir kadının ağzında ıslanmak isteyebileceklerini düşündüm. böyle şeyler yaparım bazen; bir şeyi beni mutluluğa götürüyorsa eğer, içerisinde düşünülmemiş bir mutsuzluk sebebi mutlaka vardır.

yaşadığı her şeyde mutluluklara odaklanabilen insanları kıskanıyorum bu yüzden. ben yaşadığım her mutlulukta önce mutsuzluğu arar ve hangisinin daha büyük olduğuna karar vermeye çalışırım. bazen öyle ayrıntılı düşünürüm ki; birbiriyle sevişen bir çiftin odasında birikmiş en ufak toz parçası mutsuzluk sebebi olabilir. bir toz parçası olsaydım ve iki gün sonra birinin beni süpüreceğini bilseydim, hayatımın son günlerini sevişen bir çifti yalnız başıma izleyerek geçirmek istemezdim.

her neyse, vermek istediğim toplumsal mesajın yukarıda anlattıklarım ile hiçbir alakası yok. memelerinizi, çüklerinizi, amlarınızı, götlerinizi özgür bırakın. sizin için yaratılmış sütyenlere ve büyük memelere sahip olmak zorunda değilsiniz. çükünüz yirmi iki santimetrelik dev bir porno yıldızınınki kadar olmayabilir. amlarınız umrumda bile değil ama sizin için değerli olduğu için uyarıyorum. götleriniz, vücudunuzun bir parçası. özgürlüğü bu kadar arzularken, sahip olamadığınız şeyleri bu kadar çok isterken; sahip olduğunuz, vücudunuzda esir bırakılmış şeyleri hapsetmeniz ne kadar da ironik.

böylece normal giden bir konuyu da sekse bağlamış olduk. hayırlı olsun. şimdi günler sonra bu yazıyı hatırlarsanız eğer düşünmenizi istiyorum. yazıyla alakalı en çok hangi tarafı hatırladığınızı anlatmanızı istiyorum mesela anlatmayacağınızı bile bile. beni bir seks manyağı olarak yargılamadan önce düşünmenizi istiyorum, lütfen. kurduğum son paragrafı mı hatırlıyor olacağınızı, yoksa yukarıda yazdığım mutsuzluk konulu farklı farklı paragrafları mı aklınızda tutacağınızı merak ediyorum. gizli kalmış, beyninizde saklanmaya itilmiş seks fantezileriniz beni çok ilgilendirmiyor. ama söylemek isteyip de söyleyemediğiniz şeyler varsa; size küserim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

sence şu an saat kaç?

neden rap(müzik) yapamadık?