saçmalattirik: bu her şeyi açıklıyor

boşversene.
yazdığım o kadar çok şeyi sildim ki bu bomboş sayfada, az önce yazıp da sildiklerim hiçbir şeyi değiştirmeyecekti zaten. o kadar çok şey yazdım ki herkesi ilgilendiren, o kadar çok anlatamadım ki kendimi... şimdi "kaçıncı oldu bu?" diye düşünmeden edemiyorum. bak vakit geçiyor, geceler geliyor ve sabahlar... düşünmeden edemiyorum. kaçıncı oldu bu? kaçıncı terk ediliş yani, kaçıncı siliş değil. aslında teknik olarak; her terk ediliş de yeni bir siliş demektir. sahi ya! kaçıncı siliş bu? kaçıncı terk ediliş?

kördüğüm olmuş ruhum. betimlemelerim o kadar yetersiz ki, serbest bıraksam kendimi her cümleye "karanlık" ile başlayabilirim. bak bugün gerçekten çok karanlık ve ben sadece bana sarılacak birilerini istiyorum. ulan biri olsa, biraz sarılsa, biraz koklaşsak ve sonra her şey akışında gitse... uyusak ya da ne bileyim sevişsek, umrumda değil. ama sadece yalnızlığımı paylaşabileceğim biri olsa. bilmiyorum, belki de bende bağımlılık yapıyordur birilerine sarılmak. belki de en güzeliydi üç gün öncesine kadar yaptığım. pes etmek ve kimseyi kabul etmemek.

değişiyor düşüncelerim. evrimleşiyor sanki her şey. az önce burada o kadar çok şey sildim ki bu paragraftan sonrasını yazmaya kalmadı halim. bak yine anılarım depreşiyor. o hüzünlü yüz... neyse, siktir et.

çünkü canım sıkıldığında her şeyi siktir edebilirim. çünkü ben en iyi, canım sıkıldığında terk edebilirim ve çünküsü aslında... birileri beni en iyi, canı sıkıldığında terk edebilir. her canım sıkıldığında ortaya çıkan kendini biraz daha dibe batırma isteği. bataklığın kendisi de benim, çırpınan da. çok fazla "ben" dedim, üzgünüm, pişmanım.

dolu dolu bakan gözlerden dökülecekken gözyaşları, işte tam o an. yani, tam anlamıyla dolduğunda gözler. işte tam o an gelen küçük gülümseme isteği. küçük bir gülümsemenin tüm gözyaşlarını terk ettirişi. ve küçük bir gülümsemenin somurtkan surata döndüğü o yüz ifadesi. iki ifade arasında geçen zaman aralığı. cemal süreya'nın da dediği gibi... "keşke yalnız bunun için... neyse, sikimde değil."

ne yazdığımı inan bilmiyorum. neyi anlattığımı da.

boşversene.
tam yarım saat önceydi. tam yarım saat önce burada farklı şeyler anlatmıştım. tam yarım saat sonrası, tam bu paragrafta başka şeyler. ne bileyim, anlattıklarımın hiçbir önemi yokmuş gibi sanki. var mıydı ki? yani nereden bilesin varlığını? bak o varlığım, son paragraf olarak:
ölüp dirilmek önemli değil. öldüğümde dirilip dirilmeyeceğimi bilmem çok önemli. ve o gittiğinde geri dönmeyi isteyeceksin. ne bileyim, ölümden sonra dirileceğim kesin olsaydı seni affederdim. zira hala diriyim. bu her şeyi açıklıyor.
yazmamı istedi. kime gittiğini bilmiyor, kim üzerine alsa baki.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

evet dostum, hayatın yükümlülükleri var.