yarım aşk.

her şeyi yavaştan almaktan olsa ya da zamanın çok yavaş akmasından olsa gerek, çok küskündüm hayata. bir tarafımda hakan günday'ın hala yazılmamış romanlarından satırlar, diğer tarafımda hiç var olmamış varlığı sevgilimin. evleneceğim kadını düşündüm. yavaştan uzaklaşmak yerine kalmayı tercih ettiğimde tanıştığım kadını. aşkın var olduğuna tekrar inandığımda var olabilecek duygularımı tarttım, ortaya tekrar çıkabilecek hislerimi.

beraber yemek yapmak istemedim hiç ya da beraber film izlemek. masallarda anlatılan aşk kavramını çoktan aştığımızda, beraber uğraşıp ortaya yeni bir aşk kavramı koyduğumuzda yaşayacağımız sevinci düşündüm biraz. tekrar aşık olabilmek benim için büyük bir adım sayılabilmeliydi ve hayatım olması gerektiğinden daha fazla değişmeliydi. şimdilerde bunu bilmiyorum ki kadın; gerçekten yapabilir miydin?

belki de hiç yaşamak istemediğim geleceğime dair hayaller kurarken yakaladığımda kendimi çok pişman oldum sonradan. özür dilerim kadınım. yavaştan uzaklaşmak yerine kalmayı tercih ettiğim günler hala gelmedi. önceki yazdığım yazılar kadar mutsuzum hala. ve aşık olmayı ümit etmenin ne kadar yanlış olduğunu çok iyi biliyorum eskilerden.

"bir kadını çok sevmiştim" diye anlatmaya çalışmalarım kendimi, bitmedi hala.

her şeyi yavaştan almaktan olsa ya da zamanın çok yavaş akmasından olsa gerek, çok küskündüm hayata. bir tarafımda hakan günday'ın yazılmamış satırları yerine kahvem, diğer tarafımda sevgilim yerine sigaram.

kör sokaklarda el ele tutuşmayan sevgililer gördüm her zamanki gibi. oturduğumuz bir kahvecide dinlediğim arkadaşlarımın hepsinde aynı hikaye. farklı zamanlar sadece, aynı kişiler. hayat bile sürekli kendini tekrar ederken, sürekli aynı şeyleri yazmamın bende bir depresyon oluşturmasından utandım bugün. heyecansız kaldım. oysaki aynı şeyleri tekrar tekrar kendime sorun yaratmak bile boşluğumdan kaynaklanıyormuş.

ne güzel de aşk hikayeleri var anlatılacak insanların. ben bir aşk hikayesine başladığımda yarım kalıyorum, hiçbir insan doldurmuyor ana karakterin yerini. bir kadına mektup yazmaya çalıştığımda "ne de olsa hiçbir zaman olmayacak!" gibi hissediyor ve yırtıp atıyorum. ne de olsa hiçbir zaman olmayacak.

bu geleceğe yazdığım mektubu da buraya bırakıyorum. belki biri gelir ve üzerine alır. belki ihtiyacı vardır. aynı tüm yazılmış mektupların bana yazılmış olmasını istemem gibi. küçükken bile gördüğüm her mektubun üzerine bakar ismimi arardım. ama benim hayatım küçükken de lanetliydi; mektuplar her başkasına aitti.

ben bir kere olsun bana ait mektup alamadım biliyor musun sayın kadın? bana mektup yazan tek bir kadın vardı. satırları bana yazılmıştı ama eski sevgilisine aitti.

sen hiç aşk dolu mektuplar almamak nedir bilir misin sayın okuyan? aşk dolu hikayeler okuyamamak ya da ne bileyim aşkla alakalı hiçbir şeye inanamamak.

ben çok iyi biliyorum. eminim sen de iyi biliyorsundur.
eminim sen de yüzleşeceksindir; aşk diye sandığın şeylerin aslında aşk olmadığını anladığın zaman.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

sence şu an saat kaç?