Ana içeriğe atla

aynı şeyler, yani aynı hikaye.

ellerim kırılsaydı, insanlar ölseydi, sivil itaatsizliğin dibine vursaydık... içimden kendime anlattığımda her şey çok güzel gibi. muhteşem bir kaos, yanan ağaçlar, tükenen oksijen... alev alev yanan okyanusları çok merak ediyorum. ateşi söndürme gücünü bile kaybetmiş sularda yüzmek istiyorum, kocaman okyanuslarda. beni öldürmenizi istiyorum farklı farklı şekillerde binlerce kez. beni daha fazla yalnız bırakmanızı istiyorum, yani en çok; bulunduğum yalnızlığın daha fazlası olup olmadığını merak ediyorum. sınırları zorlamak istiyorum çünkü bulunduğum "en dibin", daha fazla dibi olduğunu yüzlerce kez gördüm.

bıraksam elim, birbiriyle alakasız o kadar çok kelime seçecek ki; ben bile anlayamayacağım ne yazdığımı. aslında her şey keşke çabuk bitse, etkisinde kalmasak. alışkanlık dediğin şey grip gibi, ne zaman ortaya çıkacağı hiç belli olmuyor. yalnızlık dediğin şey aids gibi, öldürmeyip güçsüzleştiriyor. aids olmayı çok istediğimden zaten içimde bir şeylerin bir türlü bitmek bilmemesi. hangisi doğru bilmiyorum, konuşması mı, susması mı? yıllardır konuşmuyor gibiyim, konuşacaksam bırakın doluluğunu boşluğunu; yıllarımı anlatasım var.

ameliyat masasında, mükemmel şekilde öldürdük hastayı. tam sizin, tam hastanın, tam da bizim istediğimiz gibi. o kadar güzel öldü ki adam, eminim arkasından bakıp "işte bir insan... ancak bu kadar güzel ölebilirdi." demiştir. doktor bey, ameliyat başarılı geçti. tam da herkesin istediği gibi.

anlayamıyorum bir türlü. her şey yolunda giderken o kadar güzel yanlış yola sapıyoruz ki; yanlış yollar hep doğru yolmuş gibi geliyor. erkeğin orospusu oldum, çıkışı yok. o kadar orospu oldum ki, her kadınla birlikte olabilirim. aynı bir kadının "ben tecavüze uğradım, arkadaşlarla buluşma da. ya kimseye vermeyecektim, ya da tamamen orospu olacaktım. ben orospu olmayı tercih ettim." demesi gibi. ben tecavüze uğramadım. arkadaşlarla buluşmadım da. ya kimseyi sikmeyecektim, ya da tamamen orospu olacaktım. ben yalnız olmayı tercih ettim; konuyla hiçbir alakam yok.

bı acı geçiyor mu bilmiyorum. ama bitmeyen bir acının var olduğunu bildiğim kesim. içimde bir yerim acıyor, neresi olduğu sanırım hiç mi hiç önemli değil. en son ne zaman biri gerçekten naber dedi? en son birine, gerçekten, içinden gelerek ne zaman "iyiyim" dedin? sağol, ben iyiyim.

o kadar çok içtim ki sigaramın zevki yok. o kadar çok insanı sevdim ki ne seksi, ne aşkı, ne sevgisi; hiç birinin önemi kalmadı. sanki birini tam sevecekmişim gibi, sanki biri bana tam bayılacakmış gibi; sonrası bildiğiniz... her şey aynı, fazlası değil.

ben en çok jartiyerli bir kadını severim bundan sonra. ve jartiyerli bir kadın, eminim ki benden başka herkesi seviyordur. ben en çok mini eteğine hayran olurum bir kadının. ve mini etekli bir kadın, eminim ki umrunda bile değilimdir. ben en çok kendimi severim belki de. ve kendimin, eminim ki sikine bile değilim. ne güzel şey kirlilik, ne güzel şey pis kokan ortamlar. neyiniz var? neyini sevmiyorsunuz? neyinden rahatsızsınız? en büyük kirlilikleriniz, pislikleriniz zaten birilerine aşık olmakla başlamadı mı?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

iyi ki varsın.

sana ne yazacağımı bilmiyorum. aslında, sana ne yazacağımı çok iyi biliyorum da kelimelere dökemiyorum. bir yanıma kahvemi aldım, diğer yanıma da bırakmak için söz verdiğim sigaramı. yazmak bana zararlıdır belki, belki de zararsız. hiç bilmiyorum ama çok mutluyum; yanımda sen varsın. yanımda kal... bana en yararlı sen varsın, geriye kalan her şey zararlı. benim için baktığım her yerde sen varsın; gerisi anlamsız.

ellerim biraz soğuk, elimin en soğuk yerinden tutar mısın içim ısınsın. ya da bana biraz bakar mısın, cennete olan sevdam artsın. saçlarınla oynayabilir miyim, çocuklukta hevesimi alamadığım oyuncaklarım için. ellerinden ben tutabilir miyim ya da? soğuk bir yerin kaldıysa ısınsın diye.

sana çok şey yazdım. sana yazdığım her şeyi sildim, tekrar yazdım. kelimelerin duruşunu beğenmedim bazen. bazen, seni sevdiğimi tam anlatamadıkları için kızdım; tekrar sildim, tekrar yazdım. bir daha beğenmezsem eğer tekrar siler tekrar yazarım. sana değer. senin için, tek tek, ayrı ayrı tüm ke…

5. ay: gidersen...

saat geç oldu, uyuyup uyanalım. saatini kur, bir sanatçının da dediği gibi "her sabahın, bir anlamı olmalı." her sabah, bir anlam oluşturmalı. ölüm var, ölüyoruz işte; hem de kaç defa olduğu hiç belli değil. ölüm var, ölüyorlar işte; kim olduğu çok mu önemli?

şimdi de kayıp giden zamana mı takacağım bilmiyorum. şimdi, neye takmam gerektiğini de bilmiyorum kafamı. ya gidersen? ya kalmazsan? içimden bir his diyor ki "bütün cümlelerin yarım kalır." içimden bir ses uyarıyor, "zaten sessizsin... giderse, ne anlamı kalır?"

derin bir uykudan uyanır gibi, komadan büyük bir isteksizlikle çıkar gibi... hiç dinmez gibi ve hiç bitmez gibi... akla gelen her kötü betimleme gibi korkular. neden, ne için... cevabı bulunmayan bir yerde. beynin derinlikleri, kalp atışının ulaşamadığı yerler gibi. hiçbir işe yaramayan apandisit gibi ve daha bir çok şey gibi... ne çok gibi oldu, kendimden çekindim.

bi değişiklik var anlıyor musun? neyin değiştiğinin farkında değilim üstelik…

1 yıl.

buraya yazmayalı çok uzun zaman oldu. her gün yazdığım, yazmadan duramadığım, yazarken paketlerce sigara bitirdiğim günleri hatırlarım. insan hayatı biraz garip olsa gerek; insanı, yazmadan duramadığı günlerden yüzüne bile bakmadığı günlere getirebiliyor. insan hayatı garip gerçekten... size, bu garipliklerden bahsetmek isterim.

hiç, ömür boyu mutlu olmayacağınıza inandınız mı? "sınırsız seçenek hakkın olsaydı, şu an seni ne mutlu ederdi?" gibi bir soruyla karşılaşıp cevapsız kaldınız mı? hayatta bir adım daha ileri gidemeyeceğinize, gücünüzün kalmadığına, pes ettiğinize, her şeyden pes edeceğinize ve hiçbir şeyin sizi mutlu edemeyeceğine inandınız mı? ben inandım. körü körüne inanıp, körü körüne yaşadım bunları; kendimi mutsuz etmek için elimden geleni yaptım. hayatım boyunca çıktığım merdivende, bir sonraki adımı atmaya sıkıldığım için inmeye başlamıştım. güçsüz olduğumdan değil, sıkıldığımdan. yaşarken yaşamaktan sıkılır mı insan? ben sıkıldım, çoğunuz gibi.

eskiden olsay…