Ana içeriğe atla

sil baştan: şenlik14.

biraz nefes alın. sonunda bitti. bak, sana bir şey söyleyeyim mi? her şey bitiyor. yağmurlar altında ıslanan her insan kuruyor mesela. içmek üzere kurulmuş her sofra kalkıyor. birbirini seven her insan, bir zaman sonra sevmeyi unutuyor. diyorum ya, her şey bitiyor her şey. zaman geçtikçe kendinin bile bittiğine inanabilirsin. karşılaştır bakalım çocukluk zevklerin ile büyüklük zevklerin eşit mi? küçükken bana da dediler "her şey bitiyor" diye. ben de inanmadım. "arkadaşlıklar biter mi be anne? biliyorum siz olmayacaksınız ama onlar olacaklar!" dedim, hala yalnızım.

boş duvarlar karalıyorlar etrafımda, boş duvarlar bırakın boş kalsınlar. bir kaç bencil insanın #şiirsokakta diyerek kendini anlatan şiirleri paylaşmasından hoşnut değilim. o duvarlarda kaç düşünce var, kaç şiir var, kaç yaşam, kaç alıntı var! sırf bir kaç cümle hoşunuza gidiyor diye, insanlığın hayallerine çizik atmak kimsenin haddi değil.

güzel zamanlar geçti, güzel zamanlar çabuk bitti. tam bir sene beklediğin şeyin meyvesi, küçük bir hafta. belki de çok güzel insanlar geldi, çok güzel insanlar birleşti. tam bir hafta, ama haddi hesabı bir sene gibi. belki de bitmemiştir. belki de zaman makinesini ürettik. şimdiden bir hafta geri, tekrar geri, tekrar geri, ve aynı şeyler, tekrardan, yeniden yine. unutulmayanlar iz bırakır derler, ayaklarım hala ağrıyor, hiç geçmeyecekmiş gibi.

şenlik 14. şenlik 13. geriye kalan tüm şenlikler.

biraz nefes alın. sonunda bitti. bak, sana bir şey söyleyeyim mi? her şey bitiyor. bir senelik eskimiş aşkların yeniden doğma ümidi bitiyor mesela. duygular bitiyor, hisler bitiyor, inançlar bitiyor.

biraz daha nefes alın. sonunda bitti. bak sana bir şey söyleyeyim mi? her şey bitiyor. yağmur altında ıslanan her insan kuruyor mesela. içmek üzere kurulmuş her sofra kalkıyor. birbirini seven her insan... sil baştan.

Yorumlar

  1. Gerçekten de bitiyor.. Hem de bitmez dediğimiz her şey...
    Hepsi bir yana bitmezmiş gibi yaşadığımız ömür bile bitiyor ya gerisi boş.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

iyi ki varsın.

sana ne yazacağımı bilmiyorum. aslında, sana ne yazacağımı çok iyi biliyorum da kelimelere dökemiyorum. bir yanıma kahvemi aldım, diğer yanıma da bırakmak için söz verdiğim sigaramı. yazmak bana zararlıdır belki, belki de zararsız. hiç bilmiyorum ama çok mutluyum; yanımda sen varsın. yanımda kal... bana en yararlı sen varsın, geriye kalan her şey zararlı. benim için baktığım her yerde sen varsın; gerisi anlamsız.

ellerim biraz soğuk, elimin en soğuk yerinden tutar mısın içim ısınsın. ya da bana biraz bakar mısın, cennete olan sevdam artsın. saçlarınla oynayabilir miyim, çocuklukta hevesimi alamadığım oyuncaklarım için. ellerinden ben tutabilir miyim ya da? soğuk bir yerin kaldıysa ısınsın diye.

sana çok şey yazdım. sana yazdığım her şeyi sildim, tekrar yazdım. kelimelerin duruşunu beğenmedim bazen. bazen, seni sevdiğimi tam anlatamadıkları için kızdım; tekrar sildim, tekrar yazdım. bir daha beğenmezsem eğer tekrar siler tekrar yazarım. sana değer. senin için, tek tek, ayrı ayrı tüm ke…

siz hiç başarısızlığı çantanızda taşıdınız mı?

henüz 23 yaşındayım. geçenlerde bir yazı okudum. bana "hayatı aceleye getirme" diyordu. yine uzun bir zaman önce geçenlerde birileri bana "steve jobs üniversiteyi bırakmış. sonra apple'ı kurmuş." diyordu. biraz daha önceye gidebilirim. google'ın küçük bir garajda kurulduğu gerçeğine kadar yani. insanların öğütlerinden bahsetmekse konu, hayatımın her köşesini anlatabilirim. memur olmamı isteyenlerden, değer verdiğim her şeyi hiçe saymamı bekleyenlerden girebilirim konuya. dolabımdan hiç çıkarmadığım, "bir gün başarılı bir insan olacaksın." dendikten sonra verilmiş kol düğmelerinden bile bahsedebilirim. hiçbir şeyi değiştirmez, biliyorum. hiçbir şeyin değişmesini istemiyorum zaten... sadece, anlatasım var.

iki üniversite gördüm ben. ikisini de bitirmedim. birini daha üçüncü ayımın başında bıraktım. diğeri 5 sene sürdü, bırakmak üzereyim. üniversiteyi bırakmak iyi bir şey değil, biliyorum; fakat üniversiteyi bitirmek de zannedildiği kadar iyi değil.…

5. ay: gidersen...

saat geç oldu, uyuyup uyanalım. saatini kur, bir sanatçının da dediği gibi "her sabahın, bir anlamı olmalı." her sabah, bir anlam oluşturmalı. ölüm var, ölüyoruz işte; hem de kaç defa olduğu hiç belli değil. ölüm var, ölüyorlar işte; kim olduğu çok mu önemli?

şimdi de kayıp giden zamana mı takacağım bilmiyorum. şimdi, neye takmam gerektiğini de bilmiyorum kafamı. ya gidersen? ya kalmazsan? içimden bir his diyor ki "bütün cümlelerin yarım kalır." içimden bir ses uyarıyor, "zaten sessizsin... giderse, ne anlamı kalır?"

derin bir uykudan uyanır gibi, komadan büyük bir isteksizlikle çıkar gibi... hiç dinmez gibi ve hiç bitmez gibi... akla gelen her kötü betimleme gibi korkular. neden, ne için... cevabı bulunmayan bir yerde. beynin derinlikleri, kalp atışının ulaşamadığı yerler gibi. hiçbir işe yaramayan apandisit gibi ve daha bir çok şey gibi... ne çok gibi oldu, kendimden çekindim.

bi değişiklik var anlıyor musun? neyin değiştiğinin farkında değilim üstelik…