gökyüzüyle konuşuyordum dersin.

bana biraz gitmekten bahset. en son birinden, bir yerden gittiğinde, hayatın beklediğin kadar güzel olmuş muydu? en son birinde kaldığında beklentilerini tatmin etmiş miydi? karanlığa baktığında göremediğin milyonlarca yıldız parçasının seninle konuştuğunu düşün. gezegenlerle de konuşabiliyorsan, delirdiğini kimseye anlatma; anlamayacaklar.

yüzlerce intihar notundan kaç tanesini üzerine alındın? bir yazarın, intihar notunda senden bahsettiğini düşün. seni hiç tanımayan bir yazar, notunda seni anlatırken ve ölümünün tüm sebebini sana yıkarken; neredeydin? birileri sorarsa eğer, gökyüzüyle konuşuyordum dersin. ben soruyorum; bana, başkalarıyla, gıcırdayan bir yatakta nefes nefese kaldığını anlat örneğin. gerçeklerden uzaklaşma. hayatımda bir an olsun gerçeği duymak istiyorum; senin için değil, nasıl bir his olduğunu bilmek için.

kahvelerin yüzlerce farklı tadı var, miktarını ne kadar koyarsan o kadar acıtır. fakat denediğin tüm sigaralar aynı tadı vermeye başladıysa; beynin sigarayla uyuşabileceği maksimum noktaya gelmiş demektir. daha ağır şeyler dene; hayatına bir kadını ya da erkeği al. seni sen yapan özelliklerinin sömürülmeye başladığını fark ettiğinde daha ağır şeyler isteyeceksin. ve yazılmış her intihar notunu üzerine alınma safhan burada başlayacak; zira, insandan daha ağır uyuşturucu yoktur. hayatından giden her insan intiharı tetikleyecek... sadece korkaklar intihar etmez, kazanmaya gücü olmayanlar korkak değil her şeyi kaybedenlerdir.

nokta koyulmuş her mutlu sonlu hikayenin sonu, aslında mutluluk değil mutsuzluktur. mutlu sonlu bir romanı bitirdikten sonra kendine "ee, bunun devamı?" diye soruyorsan, roman mutsuz bitmiştir işte. ana karakter ne kadar mutlu olursa olsun; işin gerçeği, senin mutsuzluğun devam etmektedir.

sigara bağımlılığına karşı çıkıp, kitaplara bağımlı olan insanlar tanıyorum. ama konunun devamı bu değil; beni daha çok, içtiği her sigarayı, farklı bir hikaye için yakan insanlar ilgilendiriyor. "vay be, bugün de değersizdim. bugün de boş bir gün geçti." diyebiliyorsan eğer, gün sonunda içtiğin sigaranın bir hikayesi vardır işte! öyle bir hikaye düşün ki, benimki 23 yıldır yazılıyor, ben 22 yaşımdayım. bana bir roman söyle... hikayesi 23 yıldır devam eden. ya da siktir et; bir sigara yak, hikayen yaşın kadar yıldır devam ediyor.

regl olmuş bir kadının huysuzluğunu değiştiremezsin; güçsüzleşmiş bir erkeğin yıllardır süren "güçlü olacağım" savaşının sonucu gibi. gittiği her yerde, "işte bu sene! her şeye yapabileceğim!" diye başlayıp, ertesi gününde aynaya bakıp kırışmış alnını, dökülmüş saçlarını görerek tekrar her şeyden vazgeçen bir insan tanıyorum.

söylesene, en son ne zaman "artık hayatı mutlu yaşayacağım, hiçbir şeyi siklemeyeceğim" diyerek hayata devam ettin? dün mü? ben de öyle düşünmüştüm. bugün, şu satırları, hala "beni anlatıyor galiba" diyerek okuyorsan, dünden bugüne hiçbir şey değişmemiş demektir. dışarıya gösterdiğin siklemiyor davranışın içinde yaşattığı katliamsı his; çok acıtıyor değil mi?

biliyorum. güldüğünde, vücudunun her yerinden fışkıran kanlar, her şeyi anlatıyor.
ve kazanacağımızı düşündüğümüz her gün, aslında daha da çok kaybediyoruz.

ya da, siktir et bunları. birileri sorarsa eğer, gökyüzüyle konuşuyordum dersin. ben soruyorum; bana, başkalarıyla, gıcırdayan bir yatakta nefes nefese kaldığını anlat örneğin. gerçeklerden uzaklaşma. hayatımda bir an olsun gerçeği duymak istiyorum; senin için değil, nasıl bir his olduğunu bilmek için.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

farklılaşamadıklarımız