Ana içeriğe atla

ben kimim ki?

...insanın aklına tek bir soru gelir sonra "ben kimim ki..." diye başlayan. kimsenin cevap veremeyeceği sorular vardır, cevap verse de yalan söyleyeceği. bazı konularda hiçbir zaman doğrunun ne olduğunu öğrenemezsin; için neyin yanlış olduğunu bağırsa da kabullenemezsin. bazen her doğru bildiğin şeyin yanlış olduğunu fark eder ama buna rağmen gerçekten yanlış olduğunu görmek istersin. her insan elde edemeyeceği şeylerin peşinde koşar. yaptığın bir eyleme "hata" lafını koyduğunda, seni "yanlış" ile ayıran bir nokta vardır. "hata"lar bilerek de yapılabilir, yanlışlar yapılamaz.

neye ne kadar inandığınızı bilmiyorum. ama sadece gözlerinize bakarak birini ne kadar sevdiğinizi anlayabilirim. bazen kör olmak istiyorum bana ne kadar nefret dolu baktığınızı görmemek için. bazen yok olmak istiyorum. çünkü içimden, gözlerinizdeki o bakışı sadece yok olmak çözebilirmiş gibi geliyor. yok olmayı isterken bile beni sevemeyen insanları düşünüyorum anlayacağınız. düşünmek zaten, insanoğlunun sahip olduğu en büyük hastalık.

bir türlü geçmiyor içimden paranoyaklığım. ve bir türlü geçmiyor salaklığım. neden her şeyden kolayca pes ettiğimi yıllarca sorguladım. ve cevabı çok basit aslında... güçsüzleştikçe artan paranoyalarım. kendimi iyiymiş gibi göstersem bile insanlığa, dedim ya, "için neyin yanlış olduğunu bağırsa da kabullenemezsin."

ve yazdığım hiçbir yazı da tanrının bir suçu yok aslında. kendim hariç herkese sorumluluklar yüklemeye çalıştığımdan, tanrıyı da ben suçlu ilan ettim.

özür dilerim. neyden olduğunu hiçbir zaman bilmeyeceksin; ama ben her zaman bu sebepten içeceğim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

iyi ki varsın.

sana ne yazacağımı bilmiyorum. aslında, sana ne yazacağımı çok iyi biliyorum da kelimelere dökemiyorum. bir yanıma kahvemi aldım, diğer yanıma da bırakmak için söz verdiğim sigaramı. yazmak bana zararlıdır belki, belki de zararsız. hiç bilmiyorum ama çok mutluyum; yanımda sen varsın. yanımda kal... bana en yararlı sen varsın, geriye kalan her şey zararlı. benim için baktığım her yerde sen varsın; gerisi anlamsız.

ellerim biraz soğuk, elimin en soğuk yerinden tutar mısın içim ısınsın. ya da bana biraz bakar mısın, cennete olan sevdam artsın. saçlarınla oynayabilir miyim, çocuklukta hevesimi alamadığım oyuncaklarım için. ellerinden ben tutabilir miyim ya da? soğuk bir yerin kaldıysa ısınsın diye.

sana çok şey yazdım. sana yazdığım her şeyi sildim, tekrar yazdım. kelimelerin duruşunu beğenmedim bazen. bazen, seni sevdiğimi tam anlatamadıkları için kızdım; tekrar sildim, tekrar yazdım. bir daha beğenmezsem eğer tekrar siler tekrar yazarım. sana değer. senin için, tek tek, ayrı ayrı tüm ke…

5. ay: gidersen...

saat geç oldu, uyuyup uyanalım. saatini kur, bir sanatçının da dediği gibi "her sabahın, bir anlamı olmalı." her sabah, bir anlam oluşturmalı. ölüm var, ölüyoruz işte; hem de kaç defa olduğu hiç belli değil. ölüm var, ölüyorlar işte; kim olduğu çok mu önemli?

şimdi de kayıp giden zamana mı takacağım bilmiyorum. şimdi, neye takmam gerektiğini de bilmiyorum kafamı. ya gidersen? ya kalmazsan? içimden bir his diyor ki "bütün cümlelerin yarım kalır." içimden bir ses uyarıyor, "zaten sessizsin... giderse, ne anlamı kalır?"

derin bir uykudan uyanır gibi, komadan büyük bir isteksizlikle çıkar gibi... hiç dinmez gibi ve hiç bitmez gibi... akla gelen her kötü betimleme gibi korkular. neden, ne için... cevabı bulunmayan bir yerde. beynin derinlikleri, kalp atışının ulaşamadığı yerler gibi. hiçbir işe yaramayan apandisit gibi ve daha bir çok şey gibi... ne çok gibi oldu, kendimden çekindim.

bi değişiklik var anlıyor musun? neyin değiştiğinin farkında değilim üstelik…

1 yıl.

buraya yazmayalı çok uzun zaman oldu. her gün yazdığım, yazmadan duramadığım, yazarken paketlerce sigara bitirdiğim günleri hatırlarım. insan hayatı biraz garip olsa gerek; insanı, yazmadan duramadığı günlerden yüzüne bile bakmadığı günlere getirebiliyor. insan hayatı garip gerçekten... size, bu garipliklerden bahsetmek isterim.

hiç, ömür boyu mutlu olmayacağınıza inandınız mı? "sınırsız seçenek hakkın olsaydı, şu an seni ne mutlu ederdi?" gibi bir soruyla karşılaşıp cevapsız kaldınız mı? hayatta bir adım daha ileri gidemeyeceğinize, gücünüzün kalmadığına, pes ettiğinize, her şeyden pes edeceğinize ve hiçbir şeyin sizi mutlu edemeyeceğine inandınız mı? ben inandım. körü körüne inanıp, körü körüne yaşadım bunları; kendimi mutsuz etmek için elimden geleni yaptım. hayatım boyunca çıktığım merdivende, bir sonraki adımı atmaya sıkıldığım için inmeye başlamıştım. güçsüz olduğumdan değil, sıkıldığımdan. yaşarken yaşamaktan sıkılır mı insan? ben sıkıldım, çoğunuz gibi.

eskiden olsay…