gelmişini de, geçmişini de.

ben de deniz kenarında yürüdüm okyanusların hayallerine kanıp. kendime genişçe ütopyalar yarattım, isim şehir oyunları için. her gördüğüm kadına aşık olmakta bu aralar ayran gönlüm. "her gördüğünü aşk sanma çocuk, üzülürsün." diyen şairi gördüm sokaklarımda. yolları kesişmiş ayrılıkla, mutsuzluktan sarhoşluğa ve yalnızlığa vurmuş kendini sokaklarıma düşmüş. "alkol" diyor cümlelerine başlarken, "hiçbir şeyi geçirmiyor ama... yine de zevk alıyorum içerken." "alkol..." diyorum şair beye, "hiçbir zevkini tadamıyorum içerken." şair de susuyor, yoluna dönüyor. kim bilir kaç defa duyuyor bu hikayeyi, kim bilir kaç defasını anımsıyor. gülümsüyor uzaklaşırken suratıma doğru bakıp. gülümsüyorum... "bugün de gülümsedi birileri, mutluluğuma kanıp."

derinleşen hikayeler yarattım, kimsenin anlamayacağı yerden yazdım kendimi tekrardan. yine değiştim fark ettiysen; yine kendimden, kendimin bile anlamayacağı başka bir hayvan yarattım. deniz kenarında yürüdüm tekrardan, okyanuslardan hayaller yarattım. dedim ya, tekrar inandım, tekrar kandım. genişçe ütopyalar yarattım da hiçbir oyuna konu olmadı. yazılarım olmasaydı belki mutlu olurdum da; geçmişe takılıp kalmak hiçbir evrende bu kadar kolay olmamıştı. bak yine kendimi özledim, ama hangisini? hangi hayvanı, hangi okyanusu hangi hayali? hangisiydi en son bahsettiğim?

hangi kişiliğe bürüneceğimi çok merak ediyorum. sonum nasıl olacak bilmiyorum ki zaten kimilerine göre sonunu düşünen kahraman olamaz. gelmişini de, geçmişini de... sonunu da düşünmeyeceksen; yaşamanın ne anlamı var? yaktığın sigaraya anlam veremeyeceksen, attığın her adım bir şeyleri düşündürmeyecekse, gördüğün her rüya bir şeyleri hatırlatmayacaksa, çakmak taşları eğer ki çakmakları yakmayacaksa, tanrı birilerine yine ve yeniden kötülük yapmayacaksa, sonunda ölmeyeceksen yaşamanın ne anlamı var? fotoğraflar gerçeği yansıtsaydı keşke, ışık doğru yerden vurmasaydı da çirkin gösterseydi tüm insanlığı. ya da ne bileyim, tanrı insanlığı yaratmasaydı keşke... yazmak benim için bir fırsat olmasaydı; sevmek, aşk ya da diğer kavramlar çocukların oynadığı evcilik oyunlarına masal olmasaydı... "öyle bir cümle başladı ki, sonuna bile kavuşmadı." diye bağırdı şair uzaklardan. son şakasını da yaptı giderken, önünde eğildim. keşke var olmasaydım; şair keşke yolumu bulmasaydı. derken öyle bir paragraf bitti ki, sonuna bile kavuşamadı.

tren yolları yaptım insanlardan, yeniden doğarsam üzerlerine basa basa geçerim diye. öldürdüğüm her insanı güneşte kurutup yollarıma serdim, acımasızlıktan değil sırf bencillikten.

bitmeyen masallar yaptı yabancı yazarlar.
ben biten hikayeler yazdım ki sonunda ne bok olduğum belli olsun. keşke bitmeseydi hikayeler. "mutlu son" başlığı altında biten her filmin de zaten geleceği var. düşünsene, iki insanın evlendikten sonra kurduğu hayatlar perişan olur. ne bileyim ulan... gelmişini de geçmişini de... sonu olan her şeyi de sikeyim. üstü size kalsın.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

sence şu an saat kaç?