Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

hüzün.

sabah konuştuğum cümlenin arkasını akşamında toplayamadım. sabah dedim, "başlığı hüzün olan bir yazı yazarsam insanların okurken ağlamalarını beklerim." dedim. akşam oldu, öyle bir hüzünlendim umursamazlığım tavan yaptı yine. önce insanlardan koşarak uzaklaşmak istedim, sonra kendimden. tabi ne insanlardan, ne de kendimden kaçabilmenin yolunu keşfettim henüz. bu sefer çantamı bile arkamda bırakmak istedim, bir daha görmemek için her şeyi verebilmeyi istedim. kendinden uzaklaşmak isteyen bir insanın başkasına verebileceği her şey ne olabilir ki? yani, hiçbir şeye sahip olmayan bir insanın her şeyi nedir? ölürken hüznümü mü bırakacağım insanlığa? mutluluksuzluğu mu? neyi?

sabahın erken saatleriydi. güneş kendini yeni yeni göstermişti. saat belki beşi, belki altıyı yeni yeni geçiyordu yani. uyanır uyanmaz sigarama koştum. fakat içmedim, sadece sigarayı bir kenara bırakıp beklemeyi yeğledim. saatin daha hızlı geçmesini bekledim. saniyeleri tek tek saydım. 301, 302, 303, 304, 30…

hapsolmuş özgürlük.

bir sineği avucuma alıp, kanatlarını yolmayı istedim. içimde bunu yapmak istemeyen bir hoşnutsuzluk vardı. hoşnutsuzluğu hiçe saymak istedim. sinekten güçlü olduğumu göstermek bile kendimi iyi hissettirebilirdi. sineği avcumun içine aldım. avcumun içinde çırpındı, kanatları derime temas etti. biraz gıdıklandım ve hoşnutsuzluğun tarafını seçtim. sineği, özgürlüğe hapsettim. avucumu açıp gitmesine izin verdim. şimdi düşünmeye başladım aslında; avcumun içi mi daha güvenliydi onun için, dış dünya mı?

"özgürlüğe hapsolmak" ilginç bir terimdi. tezatın anavatanıydı belki de. türkçe derslerinde gösterilmesi gereken bir cümleydi. fakat bir kez söylendi ve bir daha hatırlanmayacak. bir daha kimse duymayacak. özgürlüğün hapsolamayan bir şey olduğunu savunanlarla dolacak dünya. hapishaneler neden var? dünyayı kötü insanlardan arındırmak için mi? kötü insanları neden yaşattığımızı merak ederim. iyi insan olduğumuz için mi yoksa birini öldürmenin günahını kaldıramayacağımız için mi? yoks…

mini roman mı serisi: alakasızlar.

bölüm 1?

bağırdım. beni duyan olsaydı "salaklığıma verin." diyerek bağırmaya devam ederdim şüphesiz. ağzımdan "sıkıldım" kelimeleri dökülürken, beynimin içerisinde savaş veriyordum. beynin etkileyici tarafı buydu belki de, bir şeyi yaparken aynı anda düşünebiliyor olmak. daha öncelerinde, biriyle konuşurken kafamın içerisinde yarattığım cümleleri düşünürdüm örneğin. kafamın karışması ve cümlenin sonunu konuşmanın başında söylediğim olurdu. fakat konuşmaya başladığımda, cümleleri oluşturan kelimelerin bir araya nasıl geldiğini hep merak etmiştim. konuşurken, söyleyeceğim cümleleri üretirken bir taraftan da bu işin nasıl başıma geldiğini düşünürdüm. bir cevabı yoktu; beyine hayranlığım tam olarak bunun cevabını bulamadığımda başlamadı. beyin benim gibiydi, biraz da olsa benziyorduk. onun hakkında yanlış bilinenleri bir kenara bırakırsak, bilinmeyen çok şeyi vardı. yarattığı mucizeler, sırra kadem basıyor ve yok oluyordu. ve vücudun en çok görev yapan yeri olduğu hald…

beni takip edin.

beni takip edin. ruhumun gömüldüğü karanlığı hepinize göstermek istiyorum. sadece insanın üçde birinin sığacağı bir boşluğa, hayatımın büyük bir çoğunluğunu nasıl sığdırdığımı görmenizi istiyorum. bir seferliği fazla gelir belki fakat yarım da olsa, çeyrek de olsa, hiç de olmasa beni anlamanızı bekliyorum. beni hiçbir zaman anlamadığınızı söylemeyeceğim; beni hiçbir zaman anlamaya çalışmadığınızı söylemek daha akla yatkın. beni takip edin, lütfen; size, yıllarca anlamsızlaşan bütünlüğümü gömdüğüm yeri göstermek istiyorum. hem de suratımda her zaman gördüğünüz gülümsemeyle, hatta kahkahayla.

daha bir sene öncesine kadar gururla söylediğim "insanları seviyorum" lafını öyle bir yaladım ki; dünyanın hiçbir yalanması insana böyle bir zevk veremez. insanları sevmekten ziyade, onları öldürmek için ruhunu parçalara bölen voldemort kadar onlardan nefret ediyorum. benim, anlamsız sözler haykırarak insan öldürebilecek bir yeteneğim yok. nefretimi, içimde insanları sınıflandıran "a…