beni takip edin.

beni takip edin. ruhumun gömüldüğü karanlığı hepinize göstermek istiyorum. sadece insanın üçde birinin sığacağı bir boşluğa, hayatımın büyük bir çoğunluğunu nasıl sığdırdığımı görmenizi istiyorum. bir seferliği fazla gelir belki fakat yarım da olsa, çeyrek de olsa, hiç de olmasa beni anlamanızı bekliyorum. beni hiçbir zaman anlamadığınızı söylemeyeceğim; beni hiçbir zaman anlamaya çalışmadığınızı söylemek daha akla yatkın. beni takip edin, lütfen; size, yıllarca anlamsızlaşan bütünlüğümü gömdüğüm yeri göstermek istiyorum. hem de suratımda her zaman gördüğünüz gülümsemeyle, hatta kahkahayla.

daha bir sene öncesine kadar gururla söylediğim "insanları seviyorum" lafını öyle bir yaladım ki; dünyanın hiçbir yalanması insana böyle bir zevk veremez. insanları sevmekten ziyade, onları öldürmek için ruhunu parçalara bölen voldemort kadar onlardan nefret ediyorum. benim, anlamsız sözler haykırarak insan öldürebilecek bir yeteneğim yok. nefretimi, içimde insanları sınıflandıran "amlı" ve "sikli" ayrımıyla gösteriyorum. amı ve siki, daha da genelleştirerek söylemek gerekirse üreme organı olan her insanın sayısını aklımda tutuyorum. kendilerine taktıkları gururlu "kadın" ve "erkek" sıfatlarını, onları birer cinsel obje haline getirerek yok ediyorum. her şey içimde oluyor tabi, duymuyorlar. fakat büyün samimiyetime dayanarak söylüyorum... içimde olmayı istemezdiniz.

beni takip edin. yadırganmayan bir insan olmak için yapılması gerekeni keşfettim. her akşam eve geldiğimde telefonumdan hangi kanalda futbolun yayınlanacağına bakıp, kendimden nefret ederek atılan gollerin hesabını yapıyorum. sadece, yadırganmayan bir insan olmak için yapılması gerekeni keşfettiğim için. sizin gibi olmak zorunda olduğum, sizden biri gibi davranmak zorunda olduğum için. aykırı düşünmeyi reddettiğiniz için. beni takip edin, lütfen; size yıllarca birikmiş düşüncenin nasıl bir çırpıda yok edilebileceğini gösterebilirim. size, değişimin nasıl olduğunu öğretebilirim ya da size, baştan var olmayı gösterebilirim. siz bana sadece kendinizi unutacağınıza dair söz verin.

şimdi, ben de anti depresanların hüküm sürdüğü insanlardanım. bu mutsuzluğu daha fazla kaldıramadım; bu mutsuzluktan kurtulmak mümkün fakat başka bir mutsuzluğa adım attığınız da gerçek.

her insanın yalnız olduğunu düşünmek, gökyüzüne baktığınızda hiç yıldız göremediğinizden ötürü yıldızların var olmadığını iddia etmek gibi. sizin göremediğinizi görenler var ve kendini hiçkimseye gösteremeyen, kayan yıldızlar.

beni takip edin, mümkünse eğer. size, bir insanın genç yaşta kendini ne kadar yaşlı hissedebileceğini öğretmek istiyorum. size, insanlara bayılan birinin insanlara sadece meme, am ve sik olarak baktığı bir sürece nasıl geçtiğini anlatmak istiyorum. fakat bunun için, yarattığım boşluğu görmeniz gerekiyor. beni takip ederseniz size, bizim ne kadar iğrenç olduğumuzu gösterebilirim. fakat takip etmezseniz eğer, siz bilirsiniz.

bugün, size bıkmışlığın nasıl bir şey olduğunu anlatmak istedim. neyden ya da kimden ya da başınıza hangi şeyi koyduğunuza bağlı olarak değişen bir bıkkınlıktan değil. size, gerçek bir bıkkınlıktan bahsetmek istedim. doğrusunu söylemek gerekirse, seviştiğim zamanlarda düşündüğüm bir şeyin gerçek olabileceğine hüküm getirdim. hiçbir sikiş, hayatınki kadar güzel ve zevkli değil. hiçbir vazgeçiş, kendi elinde olmadan yapılan kadar güzel ve zevkli değil.

öpüyorum ellerinizden, gözlerinizden, vücudunuzun en güzel yerinden. size beni takip edin demiştim. şimdi ayrılıp gitmek istediğiniz yolu kendiniz seçin. fakat dikkat edin, etrafta çok tuzak var diğer insanların boşluğundan oluşan. hiçbiri, benimkisi kadar küçük ve göze batmayacak kadar saklı değil. herkesin tuttuğu kendine, herkesin boşluğu da öyle.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

sence şu an saat kaç?

neden rap(müzik) yapamadık?