hüzün.

sabah konuştuğum cümlenin arkasını akşamında toplayamadım. sabah dedim, "başlığı hüzün olan bir yazı yazarsam insanların okurken ağlamalarını beklerim." dedim. akşam oldu, öyle bir hüzünlendim umursamazlığım tavan yaptı yine. önce insanlardan koşarak uzaklaşmak istedim, sonra kendimden. tabi ne insanlardan, ne de kendimden kaçabilmenin yolunu keşfettim henüz. bu sefer çantamı bile arkamda bırakmak istedim, bir daha görmemek için her şeyi verebilmeyi istedim. kendinden uzaklaşmak isteyen bir insanın başkasına verebileceği her şey ne olabilir ki? yani, hiçbir şeye sahip olmayan bir insanın her şeyi nedir? ölürken hüznümü mü bırakacağım insanlığa? mutluluksuzluğu mu? neyi?

sabahın erken saatleriydi. güneş kendini yeni yeni göstermişti. saat belki beşi, belki altıyı yeni yeni geçiyordu yani. uyanır uyanmaz sigarama koştum. fakat içmedim, sadece sigarayı bir kenara bırakıp beklemeyi yeğledim. saatin daha hızlı geçmesini bekledim. saniyeleri tek tek saydım. 301, 302, 303, 304, 305... dramatize edilmiş filmlerdeki gibi, arkadan çalan piyanom eksikti bir tek. hüzünlendim. neden hüzünlendiğimi bilmeden hüzünlendim hemde. mutlu olmalıydım. uyandığım için belki mutlu olmalıydım. ya da bir sebep aramadan mutlu olmalıydım. birinin varlığını fark ettiğim için bile mutlu olabilmeliydim. olamadım ama. büyük bir hüzün, büyük bir uykusuzluğa sebep açtı. uyuyamadım sonra. bir daha asla uyuyamayacakmış gibiydim. bir daha asla ayağa kalkamayacak, bir daha asla var olamayacak gibiydim. varlığından şüpheye düşen insanın ayağa kalkabilmesi mucize olurdu zaten.

su istedim sonra. bol bol su içmek, içimde biriken bütün kötülükleri arındırmak istedim. dünya üzerindeki hiçbir suyun yapamayacağı şeyleri diledim sudan. su aktı, iliklerime kadar işlemiştir belki tam bilmiyorum. hiçbir şey değişmedi, hiçbir şey geçmedi; dakikalar hariç. zaman, her şeyin haricinde zaten. durduğunu düşündüğünüz zamanlarda bile.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

farklılaşamadıklarımız