alakasız paragraflar: benim lanetim.

yerdeyim. pencereden baktığımda aklıma sadece "koşmak" kelimesini getiren bir yerdeyim. pencereden kendimi gördüğümdeyse mutsuzlukla kaplandığım bir yerde. koşarak uzaklaşmak ve bir yazıda kaç defa koşmak üzerine cümle kurabileceğimi bilmek istiyorum. beni sevebilir mi bilmek istiyorum, dahası ben birini sevebilir miyim? evden çıkabilir miyim örneğin dışarı, yeni bir oksijenle panik yapmadan karşılaşabilir miyim? ölmek istemeyenlerin yerine bir defa, bir kaç defa, sonsuz defa ölebilir miyim? ya da; birini sevebilir mi? evden çıkabilir mi örneğin dışarı, yeni bir oksijenle panik yapmadan karşılaşabilir mi? ölmek istemeyenlerin yerine bir defa, birkaç defa, sonsuz defa ölebilir mi?

bilmiyorum.

sessiz kalmak korkutucu geliyor, bu yüzden sürekli konuşuyorum. birileri sessizleştiğindeyse kötü bir şeyler olacağını seziyorum. fırtına öncesi sessizlik dersin belki buna... ben daha çok "ayak seslerini duyuyor musunuz? geliyorlar." demeyi severim. geçmişim, yavaştan, ayaktan doğru başlayan bir ağrıyla yukarı doğru hareket ederken ayak sesleri, iç organlarımı titretip kalbime darbe vurur. her şeyi atlatabilirim. belki, bilmiyorum dediysem bile sokağa çıkıp yeni bir oksijenle panik yapmadan karşılaşabilirim. fakat geçmişime dair gördüğüm rüyalara direnç gösterecek kadar güçlü değilim. ne kadar da kötü bir insanım benim; ne kadar da benim dışımda iyi bir insanlık...

yazamıyorum.

anlatsam beni anlayacağınızı sanmıyorum, işin içine gülücükler yerleştirmezsem de umrunuzda olmayacağımı biliyorum. yalnızlıkla lanetlenmiş insanlar vardır, bazı savaşlardaysa yenilgiyi kabullenmeden insanların ölümünü engelleyemezsin. yenildim, yani kabullendim. yalnızlık, benim lanetim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

farklılaşamadıklarımız