Ana içeriğe atla

yaşasın


yaşasın. bu gece, yalnızlığa kadeh kaldırıyorum her zaman olduğu gibi. yaşasın... yaşasın tüm insanlık; beni, bu kadar çaresiz hissettirdiği için. bu kadar arkadaşsız, yalnız, tiksinç hissettirdiği için. yaşasın hayat. yaşasın ölüm. yaşasın savaş. yaşasın barış.

ben hiçbir zaman kendimden bu kadar utanmamıştım. "hiçbir zaman bu kadar ölmeyi istememiştim" demeyeceğim, her seferinde artıyor çünkü isteğim. yaşasın... beni, kendimden nefret ettiren herkes daha fazla yaşasın benden. bir zamanlar 35 yaşından fazla yaşamamayı ümit eden insanın limitlerini 24 yaşına kadar indirgeyen herkes daha fazla yaşasın. yaşasın sevgi. yaşasın nefret. mümkünse tanrım, ben hariç her şey yaşasın. birbirine tezatlık barındıran her şey yaşasın. yaşasın ki benim kadar tiksinç olmak neymiş; öğrensin insanlık. yaşasın tiyatro oyuncularını alkışlayan insanlar. yaşasın gerçekler. yaşasın yalanlar.

değişmeyecek hiçbir şey. yaşamayı istemeyenler yaşayacak; hangi günahın tohumuysak artık... o kadar azacak ki mutsuzluk, anti depresanlar dile gelecek "dur, yeter artık." diye. dayanamayacağım. tanrım, bırak isteğinle öleyim. isteğimle değil, istekleriyle değil.

beni, bana bırakma sakın. beni, başkasına emanet et. kutsal bir görevim varsa eğer artık başaramıyorum. kutsal bir yalnızlığım var, kaldıramıyorum.

intihar mektubu gibi geliyor dile yazdıklarım. ve intiharı tetikliyor gibi geliyor başkalarının yazdıkları. susmayı bilemedim. susmak da beni görmedi bir kez olsun. susmayı çok istedim, konuşmamayı, konuşamamayı. konuştum ama en sonunda. konuşurken bile düşünceleriyle baş edemeyen bir insanın sessizliği acımasız değil mi?

sussan bir sorun.
susmasan farklı. bir. sorun.

susmayı bir kez bana sorun lütfen; "özlemek" nedir anlatayım. elimde olsa düşünmem, meraklı değilim delirmeye. yaşasın sessizlik. yaşasın çığlıklar. yaşasın yalnızlık. yaşasın kalabalık. ben ölürsem sanırım, hiçbir şey bana dokunmaz.

yazasım var ama susasım da öyle. yine deliriyorum bak, yine düşünceler. bir kaç cümle her paragrafa yeter eminim; bir kaç kelime de özetine. ama yaşasın. bırak.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

iyi ki varsın.

sana ne yazacağımı bilmiyorum. aslında, sana ne yazacağımı çok iyi biliyorum da kelimelere dökemiyorum. bir yanıma kahvemi aldım, diğer yanıma da bırakmak için söz verdiğim sigaramı. yazmak bana zararlıdır belki, belki de zararsız. hiç bilmiyorum ama çok mutluyum; yanımda sen varsın. yanımda kal... bana en yararlı sen varsın, geriye kalan her şey zararlı. benim için baktığım her yerde sen varsın; gerisi anlamsız.

ellerim biraz soğuk, elimin en soğuk yerinden tutar mısın içim ısınsın. ya da bana biraz bakar mısın, cennete olan sevdam artsın. saçlarınla oynayabilir miyim, çocuklukta hevesimi alamadığım oyuncaklarım için. ellerinden ben tutabilir miyim ya da? soğuk bir yerin kaldıysa ısınsın diye.

sana çok şey yazdım. sana yazdığım her şeyi sildim, tekrar yazdım. kelimelerin duruşunu beğenmedim bazen. bazen, seni sevdiğimi tam anlatamadıkları için kızdım; tekrar sildim, tekrar yazdım. bir daha beğenmezsem eğer tekrar siler tekrar yazarım. sana değer. senin için, tek tek, ayrı ayrı tüm ke…

siz hiç başarısızlığı çantanızda taşıdınız mı?

henüz 23 yaşındayım. geçenlerde bir yazı okudum. bana "hayatı aceleye getirme" diyordu. yine uzun bir zaman önce geçenlerde birileri bana "steve jobs üniversiteyi bırakmış. sonra apple'ı kurmuş." diyordu. biraz daha önceye gidebilirim. google'ın küçük bir garajda kurulduğu gerçeğine kadar yani. insanların öğütlerinden bahsetmekse konu, hayatımın her köşesini anlatabilirim. memur olmamı isteyenlerden, değer verdiğim her şeyi hiçe saymamı bekleyenlerden girebilirim konuya. dolabımdan hiç çıkarmadığım, "bir gün başarılı bir insan olacaksın." dendikten sonra verilmiş kol düğmelerinden bile bahsedebilirim. hiçbir şeyi değiştirmez, biliyorum. hiçbir şeyin değişmesini istemiyorum zaten... sadece, anlatasım var.

iki üniversite gördüm ben. ikisini de bitirmedim. birini daha üçüncü ayımın başında bıraktım. diğeri 5 sene sürdü, bırakmak üzereyim. üniversiteyi bırakmak iyi bir şey değil, biliyorum; fakat üniversiteyi bitirmek de zannedildiği kadar iyi değil.…

5. ay: gidersen...

saat geç oldu, uyuyup uyanalım. saatini kur, bir sanatçının da dediği gibi "her sabahın, bir anlamı olmalı." her sabah, bir anlam oluşturmalı. ölüm var, ölüyoruz işte; hem de kaç defa olduğu hiç belli değil. ölüm var, ölüyorlar işte; kim olduğu çok mu önemli?

şimdi de kayıp giden zamana mı takacağım bilmiyorum. şimdi, neye takmam gerektiğini de bilmiyorum kafamı. ya gidersen? ya kalmazsan? içimden bir his diyor ki "bütün cümlelerin yarım kalır." içimden bir ses uyarıyor, "zaten sessizsin... giderse, ne anlamı kalır?"

derin bir uykudan uyanır gibi, komadan büyük bir isteksizlikle çıkar gibi... hiç dinmez gibi ve hiç bitmez gibi... akla gelen her kötü betimleme gibi korkular. neden, ne için... cevabı bulunmayan bir yerde. beynin derinlikleri, kalp atışının ulaşamadığı yerler gibi. hiçbir işe yaramayan apandisit gibi ve daha bir çok şey gibi... ne çok gibi oldu, kendimden çekindim.

bi değişiklik var anlıyor musun? neyin değiştiğinin farkında değilim üstelik…