kay-bet-me-kor-ku-su

bana "bekle" dedi. hayır... bana "bekle" demedi, açık bir şekilde "bekleme" dedi. hatta önce "sana bekle veya bekleme diyemem." dedi. "bekleme" demesi açık bir şekilde değildi bu yüzden. ben önce "bekleme" dediğini düşündüm, beklememeyi istedim. sonra "bekle" demesini düşledim, deseydi güzel olurdu. en son "sana bekle veya bekleme diyemem." dediğini düşündüm... kendimi, en kolay böyle kandırabiliyordum çünkü.

schrödinger'in kedisi de böyleydi. kediyi görmediğin sürece kedi ya canlıydı ya da cansız. o da görmediğim sürece ya gelecekti ya da gelmeyecek. fakat canım onu çok sevmek istedi. çok da görmek. çok sevdim, çok göremedim. mühim değil, kendi bilir.

arada sırada canım sıkıldı. camdan aşağıya her gün ama her gün "seni çok seviyorum!" diye bağırmak istedim. bağırmadım. bağırsaydım duymazdı. tüm ümitlerim telepatilere kaldı; sevseydi hissederdi şüphesiz. hissetti mi, hissetmedi mi bilmiyorum. ve sonra korku geldi; ne yapacağını bilmemenin korkusu. belirsizliğin korkusu. kaybetmenin korkusu.

beraber olsaydık, birbirimizi kaybederdik biliyorum. beraber olsaydık ve birbirimizi kaybetseydik; zaman makinesinin var olmasını isterdim hiçbir şeyin var olmadığı vakitlere dönmek için. zaten birbirini kaybetmek istemeyen insanların; birbirleriyle birlikte olamıyor olmalarını anlayamıyorum. kendilerinden mi korkuyorlar? kaybetme zamanı geldiğinde, gururlarına yenik düşüp hiçbir şey yapmadan kaybedeceklerini mi düşünüyorlar? çünkü kaybetmekten korkan bir insan, kaybetmemek için her şeyi yapabilir. yapabilir mi? belki de yapamadıkları için bu kadar çok ayrılık var. ya da yaptıkları ters teptiği için... bilmiyorum.

peki her şeyi zamana bırakıp beklesen? ya da beklemesen... teknik olarak değil de pratik olarak kaybetmeyecek misin zaten onu? birine gidecek değil mi? başka biriyle birlikte olacak. arkadaşlığınız devam edecek; işin tekniği burası. pratiğiyse kendini bitireceksin. var olmak istemeyecek, görmek istemeyecek, konuşmak istemeyeceksin. aslında bu da bir çeşit kaybetmek değil mi? öyleyse bile, bilmiyorum.

zaman geçiyor. beklememem gerektiğini bildiğim halde bekliyor ve büyük bir belirsizliğin içine sokuyorum kendimi. bana "çabuk pes ediyorsun." diyenler halt etmiş sanırım. pes etmemeyi, gelmeyeni beklemeyi en iyi ben biliyorum çünkü. isterseler anlatabilirim hiç gelmeyecek birini beklemenin ne olduğunu.

bekliyorum. ya da beklemiyorum. bekle ya da bekleme diyorsun. aslında bekleme diyorsun da kabullenemiyorum. ne olursa olsun... seni kaybediyorum şüphesiz. seni, kay-be-di-yo-rum.

Yorumlar

  1. Her zaman kaybediyoruz ne yaparsak yapalım kaybediyoruz. sanırım bi yerde hata yapıyoruz. Herkes mutlu olsun huzurlu olsun varsın olsun kaybedelim..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

evet dostum, hayatın yükümlülükleri var.