Ana içeriğe atla

yok ve uyan.


düşünecek ve anlatacak hiçbir hikayem yok. yazacak değerli şeylerim yok; her şeyin değersizleşmesini izliyorum bu yüzden. sen yoksun mesela okuyan. yıllar öncesinde beni anladığını iddia eden, bunun üzerine kalacağına yemin etmiş ve terk etmemeyi kendine görev edinmiş kimse yok.

bir yıl önceydi... ayrıntıları saymazsak eğer çok net hatırlıyorum bir yıl öncesini. bir kadını evine bırakmış, evime dönüyordum. yağmur ya da kar yağıyordu, tam hatırlayamıyorum. yine hiçbir şey düşünmek, hiçbir hikaye uydurmak istemiyordum. evine bıraktığım kadın beni seviyor, başkasıyla sevişiyordu çünkü. böyle zamanlarda hikayelerden ve senaryolardan nefret ederim, senaryonun ana karakteri ben değilsem eğer. ilk o zaman keşfetmiştim "yok" kelimesini. çilekeş'in "yok"u gibiydi ağzıma takılan. hiçbir şey yoktu. elimden gelen hiçbir şey yoktu. hiçbir çarem yoktu. ve yine beni anladığını iddia eden, bunun üzerine kalacağına yemin etmiş ve terk etmemeyi kendine görev edinmiş kimse yoktu.

bir sene sonrası şimdi. ayrıntıları saymazsak eğer hiçbir şey hatırlamak istemiyorum. bugün kendime aynada bakıp hiçbir şeyi hatırlamayacak kadar sarhoş olup olmamam gerektiğini sordum. olmamam gerektiğine karar verdim.

düşünecek ve anlatacak hiçbir hikayem yok söylediğim gibi. içimde sadece yazmadığım ve okunmasından korktuğum birikenler var. daha geçen gün birine, "ilk defa" cesaret edip yüzüne karşı, henüz ilişkiye başlamamışken "seni seviyorum." diyecektim. diyemedim, dedirtmedi. daha geçen gün birinin beni sevmediğine kanaat getirdim. şimdi, ne oldu da bunları hatırlıyorum hiçbir bilgim yok. neden bunları hatırlıyorum, hem de bu kadar çok hatırlamak istemediğim halde.

bazen... o kadar çok uyumak istersin ki, gözlerinden uyku aktığı halde yatağına yattığında uyuyamazsın. senin unutmak istediğin bir çok hikayen vardır, tanrınınsa seninle ilgili başka planları. yatağına yattığında uyuyamıyorsan eğer; uyan. yatağına yattığında gözlerini kapatamıyor ve tavanda ilginç görsellere rastlıyorsan eğer; uyan. rüyadaysan ve görmek istemediğin şeyler görüyorsan eğer; uyan.

uyan. hikayesi olmayan bir adamın hikayesinin bittiği yere geliyor gibiyiz. kimsenin farkında olmadığı bir şey var, adamın da dahil.

henüz hikaye hiç başlamadı. yaşın 18, 20, 22, 24 falan...

Yorumlar

  1. mutsuzluğunu yaşamayı bilen insanları seviyorum sanırım

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

iyi ki varsın.

sana ne yazacağımı bilmiyorum. aslında, sana ne yazacağımı çok iyi biliyorum da kelimelere dökemiyorum. bir yanıma kahvemi aldım, diğer yanıma da bırakmak için söz verdiğim sigaramı. yazmak bana zararlıdır belki, belki de zararsız. hiç bilmiyorum ama çok mutluyum; yanımda sen varsın. yanımda kal... bana en yararlı sen varsın, geriye kalan her şey zararlı. benim için baktığım her yerde sen varsın; gerisi anlamsız.

ellerim biraz soğuk, elimin en soğuk yerinden tutar mısın içim ısınsın. ya da bana biraz bakar mısın, cennete olan sevdam artsın. saçlarınla oynayabilir miyim, çocuklukta hevesimi alamadığım oyuncaklarım için. ellerinden ben tutabilir miyim ya da? soğuk bir yerin kaldıysa ısınsın diye.

sana çok şey yazdım. sana yazdığım her şeyi sildim, tekrar yazdım. kelimelerin duruşunu beğenmedim bazen. bazen, seni sevdiğimi tam anlatamadıkları için kızdım; tekrar sildim, tekrar yazdım. bir daha beğenmezsem eğer tekrar siler tekrar yazarım. sana değer. senin için, tek tek, ayrı ayrı tüm ke…

5. ay: gidersen...

saat geç oldu, uyuyup uyanalım. saatini kur, bir sanatçının da dediği gibi "her sabahın, bir anlamı olmalı." her sabah, bir anlam oluşturmalı. ölüm var, ölüyoruz işte; hem de kaç defa olduğu hiç belli değil. ölüm var, ölüyorlar işte; kim olduğu çok mu önemli?

şimdi de kayıp giden zamana mı takacağım bilmiyorum. şimdi, neye takmam gerektiğini de bilmiyorum kafamı. ya gidersen? ya kalmazsan? içimden bir his diyor ki "bütün cümlelerin yarım kalır." içimden bir ses uyarıyor, "zaten sessizsin... giderse, ne anlamı kalır?"

derin bir uykudan uyanır gibi, komadan büyük bir isteksizlikle çıkar gibi... hiç dinmez gibi ve hiç bitmez gibi... akla gelen her kötü betimleme gibi korkular. neden, ne için... cevabı bulunmayan bir yerde. beynin derinlikleri, kalp atışının ulaşamadığı yerler gibi. hiçbir işe yaramayan apandisit gibi ve daha bir çok şey gibi... ne çok gibi oldu, kendimden çekindim.

bi değişiklik var anlıyor musun? neyin değiştiğinin farkında değilim üstelik…

1 yıl.

buraya yazmayalı çok uzun zaman oldu. her gün yazdığım, yazmadan duramadığım, yazarken paketlerce sigara bitirdiğim günleri hatırlarım. insan hayatı biraz garip olsa gerek; insanı, yazmadan duramadığı günlerden yüzüne bile bakmadığı günlere getirebiliyor. insan hayatı garip gerçekten... size, bu garipliklerden bahsetmek isterim.

hiç, ömür boyu mutlu olmayacağınıza inandınız mı? "sınırsız seçenek hakkın olsaydı, şu an seni ne mutlu ederdi?" gibi bir soruyla karşılaşıp cevapsız kaldınız mı? hayatta bir adım daha ileri gidemeyeceğinize, gücünüzün kalmadığına, pes ettiğinize, her şeyden pes edeceğinize ve hiçbir şeyin sizi mutlu edemeyeceğine inandınız mı? ben inandım. körü körüne inanıp, körü körüne yaşadım bunları; kendimi mutsuz etmek için elimden geleni yaptım. hayatım boyunca çıktığım merdivende, bir sonraki adımı atmaya sıkıldığım için inmeye başlamıştım. güçsüz olduğumdan değil, sıkıldığımdan. yaşarken yaşamaktan sıkılır mı insan? ben sıkıldım, çoğunuz gibi.

eskiden olsay…