Ana içeriğe atla

ama uzakta.


uzaktasın... derdim büyük değil, derdimin dermanı da yok değil. sadece sana anlatabilirdim yanımda olsaydın. yanımda değilsin, canım yanıyor; anlatamıyorum. kararlarım içimde kalıyor, büyüyemiyorum da. kendime ihanet ediyormuş gibiyim, yanımda değilsin. desteğini alabileceğim bir el yok yanımda, tutunabileceğim bir sen varsın... ama uzaktasın.

kötüyüm. her şey çok oldu, her şey üzerime geliyor. her şeyi kaldırabilecek bir güce sahip değilim; kendime ihanetten korkmuyorum da başkasına ihanet edecekmiş gibiyim. hayır, sana değil. seni seviyorum, başkasına ihanet edecekmiş gibiyim, başkasına. vazgeçmemi istiyorlar benden. hayır, senden vazgeçmemi değil. kimsenin bunu istemesine izin vermem. başka şeylerden bahsediyorum, işlerden güçlerden. sen olsaydın yanımda, her şey farklı olurdu. kararlarım da öyle. benim sana ihtiyacım var. tutunabileceğim bir sen varsın... ama uzaktasın.

özleme dayanıyorum yalnızlığa dayanıyorum mutsuzluğa dayanıyorum. sonunda seni görmek var. ben seni görene kadar başka şeylerden vageçmekten korkuyorum. çünkü benden vazgeçmemi istiyorlar, bu yük ağır geliyor; başım ağrıyor sürekli. yanımda olsaydın, yani sana sarılabilseydim ve bana cesaret vermeni dinleyebilseydim... her şey farklı olurdu.

ne kadar da aynı değil mü cümlelerim? üstteki paragraf, onun üstündeki... ne kadar da benziyorlar birbirlerine. bir derdim var sevgilim, sensiz sonuca varamayacağım, senin desteğin olmadan karar veremeyeceğim... bir derdim var, sen hariç kimsenin bilmesini istemediğim. tutunabileceğim bir sen varsın... ama uzaktasın. yakına gel, sana ihtiyacım var.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

iyi ki varsın.

sana ne yazacağımı bilmiyorum. aslında, sana ne yazacağımı çok iyi biliyorum da kelimelere dökemiyorum. bir yanıma kahvemi aldım, diğer yanıma da bırakmak için söz verdiğim sigaramı. yazmak bana zararlıdır belki, belki de zararsız. hiç bilmiyorum ama çok mutluyum; yanımda sen varsın. yanımda kal... bana en yararlı sen varsın, geriye kalan her şey zararlı. benim için baktığım her yerde sen varsın; gerisi anlamsız.

ellerim biraz soğuk, elimin en soğuk yerinden tutar mısın içim ısınsın. ya da bana biraz bakar mısın, cennete olan sevdam artsın. saçlarınla oynayabilir miyim, çocuklukta hevesimi alamadığım oyuncaklarım için. ellerinden ben tutabilir miyim ya da? soğuk bir yerin kaldıysa ısınsın diye.

sana çok şey yazdım. sana yazdığım her şeyi sildim, tekrar yazdım. kelimelerin duruşunu beğenmedim bazen. bazen, seni sevdiğimi tam anlatamadıkları için kızdım; tekrar sildim, tekrar yazdım. bir daha beğenmezsem eğer tekrar siler tekrar yazarım. sana değer. senin için, tek tek, ayrı ayrı tüm ke…

siz hiç başarısızlığı çantanızda taşıdınız mı?

henüz 23 yaşındayım. geçenlerde bir yazı okudum. bana "hayatı aceleye getirme" diyordu. yine uzun bir zaman önce geçenlerde birileri bana "steve jobs üniversiteyi bırakmış. sonra apple'ı kurmuş." diyordu. biraz daha önceye gidebilirim. google'ın küçük bir garajda kurulduğu gerçeğine kadar yani. insanların öğütlerinden bahsetmekse konu, hayatımın her köşesini anlatabilirim. memur olmamı isteyenlerden, değer verdiğim her şeyi hiçe saymamı bekleyenlerden girebilirim konuya. dolabımdan hiç çıkarmadığım, "bir gün başarılı bir insan olacaksın." dendikten sonra verilmiş kol düğmelerinden bile bahsedebilirim. hiçbir şeyi değiştirmez, biliyorum. hiçbir şeyin değişmesini istemiyorum zaten... sadece, anlatasım var.

iki üniversite gördüm ben. ikisini de bitirmedim. birini daha üçüncü ayımın başında bıraktım. diğeri 5 sene sürdü, bırakmak üzereyim. üniversiteyi bırakmak iyi bir şey değil, biliyorum; fakat üniversiteyi bitirmek de zannedildiği kadar iyi değil.…

5. ay: gidersen...

saat geç oldu, uyuyup uyanalım. saatini kur, bir sanatçının da dediği gibi "her sabahın, bir anlamı olmalı." her sabah, bir anlam oluşturmalı. ölüm var, ölüyoruz işte; hem de kaç defa olduğu hiç belli değil. ölüm var, ölüyorlar işte; kim olduğu çok mu önemli?

şimdi de kayıp giden zamana mı takacağım bilmiyorum. şimdi, neye takmam gerektiğini de bilmiyorum kafamı. ya gidersen? ya kalmazsan? içimden bir his diyor ki "bütün cümlelerin yarım kalır." içimden bir ses uyarıyor, "zaten sessizsin... giderse, ne anlamı kalır?"

derin bir uykudan uyanır gibi, komadan büyük bir isteksizlikle çıkar gibi... hiç dinmez gibi ve hiç bitmez gibi... akla gelen her kötü betimleme gibi korkular. neden, ne için... cevabı bulunmayan bir yerde. beynin derinlikleri, kalp atışının ulaşamadığı yerler gibi. hiçbir işe yaramayan apandisit gibi ve daha bir çok şey gibi... ne çok gibi oldu, kendimden çekindim.

bi değişiklik var anlıyor musun? neyin değiştiğinin farkında değilim üstelik…