Kayıtlar

Mart, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

saçmalık: birini sevmemi beklemiyorsunuz.

Resim
içten gelen bir arzuya dayanarak bana güvenmiyor oluşlarını izliyorum. balkondan aşağıya bakmak hoşuma gidiyor, sanki tüm insanların kendilerine yukarıdan bakan egoları gibiyim. onları aşağılıyor, küçümsüyor, rezil ediyorum fakat haberleri bile olmuyor. ve belki de biri de bana yukarıdan bakıp aynı şeyleri düşünüyordur. bilmiyorum, garipsedim. böyle bir şeyin farkında olsaydım daha da garip gelirdi.

yıllar öncesinde geçmişin insanı takip edebileceğine şahit oldum. yıllar sonra geldi, insanları birine aşık olabileceğime inandıramıyorum. insanlara "yazma yeteneğim köreldi. yazamıyorum." bile diyemiyorum fakat içten içe yazmamam gerektiği düşüncesi içerisindeyim. eskiden iyi yazardım. zaten çoğu edebiyatçı, eskiden iyi yazardı. şimdi sigaralar bile yukarıdaki cümleler kadar anlamsız.
yazdığım şey bir hikaye değil. bunu iyi anlamanızı istiyorum. yazdığım şey bir hikaye olsaydı olay örgüsüne şahit olurdunuz. burada olay örgüsünün kendisi benim, hikaye uzaklarda. bakın, anlamıyor…

bir tutam hayal, iki tutam perest. bir tutam hayat ve özet.

Resim
bir kolalık masaya oturmuş iki adam. birinde büyük bardak, diğeri küçük olsa gerek. yıllar sonrasına tesadüften bir mesaj; küçük sevmeseydi, virgülden sonra cümle gereksizleşirdi. şimdi de çok gerekli değil ya, olsun... mühim değil. yıllar öncesinde yapılmış bir sohbet; acısı hala çekiliyor olsa gerek... çekilmeseydi baştan aşağıya, böyle bir müzik, böyle bir yazı, böyle bir ben olmazdı. olmuş olan; geçmiş olsun.

ve yıllar öncesinde tanrı, planlamasını yaparken adamlardan birinin, konuşmuş melekleriyle: "yaptık, gerçekçi oldu. üzerine bir tutam hayal, iki tutam perestlik atın. evet, böyle daha iyi." o günden beri aram ne gerçekçilik ile iyi, ne hayalcilik ile.

adamlardan birinin yaşı 16, daha lise bebesi yani. bir beden eğitimi dersinde açılmış ortadan geleceğe dair sohbet. başka bir adam "18 yaşıma girdiğimde..." diye başlamış cümleye, susmuş diğerleri. susmuş herkes, sonrasını kendi anlatıyor adamlardan biri:
"18 yaşıma girdiğimde..." dedi. biz de cidd…

saçmalık: anlam bütünlüğü, soyutluk.

Resim
o kadar alışmışım ki sessizliğime, yazarken ellerim titriyor. boş boş otururken fark ediyorum, boş boş dalmışken bir yerlere ya da boş boş olduğunu sanarken... gözlerim doluyor. elime kitap alamıyorum, elim işten başka bir yere dokunmuyor. elim bir tek sevgilime dokunmak istiyor, sevgilimin ellerine. mümkünse mutluluğa koşmak istiyorum, bir yerlerde mümkün olmadığıyla ilgili kavga ederken mümkün olduğuna odaklanmak istiyorum.

şimdi burada olsaydı "bunu bana yapma, haddini bil." derdi. şimdi burada, henüz tarifini yapamadığım bir şekilde. şimdi hüngür hüngür ağlamıyorsam eğer hep gözyaşlarımı sildiğinden. şimdi bir umuda tutunabiliyorsam eğer hep özleyişimden, özleyişlerimden... şimdi, öyle bir anlatmak istiyorum ki onu; varsın dünya yıkılsın, varsın kıyamet kopsun... ama kimse, kimse ikimize dokunmasın biz hariç.
ressamların tablolarındaki derinlik, kainatın yaratılışındaki belirsizlik, var oluşun anlamsız sancısı, henüz çözülememiş melankoli, sırrını koruyabilmiş beyin, uğ…

başlığı yok inan ki bu yazının.

Resim
benim için yeterince insan üzülmedi mi? yüzüm... yüzün hiç gülmesin mi? kırmızı güllerle kaplanan yataklarda gülümsesin mi bana hiç tanımadığım biri? gülümseyeyim mi hiç tanımadığım birine? tanımak mı isteyeyim zorla, hiç tanışmak istemediğim birini? zorlayayım mı yani kendimi, hiç inanmadığım şeylere?

allah var... allah'tan korkun. allah'tan korkum, kuldan değil. dilim sessiz, dermanı yok. anlatasım yok. yorgunum... ama yok. çulsuzum... ama yok. lal olmuşum, sus. anlattım, anladıkları yok. lal ol, sus. anlat, anladıkları yok.

yeter, korkuyorum. yeter ağlayabiliyorum. yeter gözlerim doluyor. insanlığı içimde hissediyorum yeniden. insanlık acı çektiriyor biçare varlığıma. psikolojim bozuk. dışarıdan normalim, içeride her balkona düşman. sakallarımı kesmiyorum uzun zamandır jilete dokunmamak için. allah var, allah'tan kork...

koş. kendini bulana kadar koş. düş. tekrar koş bulduğun kendinden hoşlanmadığında. sarıl. kitaplara sarıl yalandan bir benlik hayal edebilmek için. sı…