iyi ki varsın.

sana ne yazacağımı bilmiyorum. aslında, sana ne yazacağımı çok iyi biliyorum da kelimelere dökemiyorum. bir yanıma kahvemi aldım, diğer yanıma da bırakmak için söz verdiğim sigaramı. yazmak bana zararlıdır belki, belki de zararsız. hiç bilmiyorum ama çok mutluyum; yanımda sen varsın. yanımda kal... bana en yararlı sen varsın, geriye kalan her şey zararlı. benim için baktığım her yerde sen varsın; gerisi anlamsız.

ellerim biraz soğuk, elimin en soğuk yerinden tutar mısın içim ısınsın. ya da bana biraz bakar mısın, cennete olan sevdam artsın. saçlarınla oynayabilir miyim, çocuklukta hevesimi alamadığım oyuncaklarım için. ellerinden ben tutabilir miyim ya da? soğuk bir yerin kaldıysa ısınsın diye.

sana çok şey yazdım. sana yazdığım her şeyi sildim, tekrar yazdım. kelimelerin duruşunu beğenmedim bazen. bazen, seni sevdiğimi tam anlatamadıkları için kızdım; tekrar sildim, tekrar yazdım. bir daha beğenmezsem eğer tekrar siler tekrar yazarım. sana değer. senin için, tek tek, ayrı ayrı tüm kelimeleri anlamlaştırıp yine yazarım.

merhaba kadın.

benim çok sevdiğim, bağlı kalabileceğim, uğruna savaşabileceğim, bir şeyler için çabalayabileceğim bir hayatım yoktu. kendimi çok yargıladım, kimsenin haberi yok da kendimi çok karaladım. kendimi yerin dibine soktum, uzun süre çıkartmadım oradan. yerin dibinde konuşmayı unuttum. sessizlikle buluştum, sessizlikle konuştum; sessiz biri oldum. bir ara, hiç konuşmamayı bile düşündüm inanır mısın bilmiyorum. ne kadar az kelime kullanırsam o kadar mutlu oldum. bir süre geçtikten sonra mutluluğu da unuttum, mutsuzluğu da. yalnızlık benim için tek gerçek oldu. kendimi yerin dibinde boğdum. öldüğümü düşündüm uzun bir süre. hiç çıkmadım yerin dibinden, hiç çıkabileceğimi bile düşünmedim.

gelenler oldu, gittiler. yalan söyleyemeyeceğim, yerin dibinde yaşamak oldukça zor. ve yerin dibindeysen, kimse seninle kalmak istemiyor. geldikleri gibi gittiler.

beni, yerin dibinden zorla çıkarmak isteyenler oldu. çıkmak istemedim. bilirsin, kolayca güvenen biri değilim. ve bilirsin, kolayca vazgeçmem yaşadığım yerden. arada sırada çıkıp dışarıya bir bakmak istedim. ne zaman kafamı çıkarsam dipten, yalanlar söyledim. "nasılsın mustafa?" "çok iyiyim." ve ne zaman yalan söylesem, daha çok dibe girmeyi istedim.

doğrusu kimse söylediğim yalanları fark etmedi de. fark etmişlerdir belki, işlerine gelmiştir. bilmiyorum.

kendimle övünebileceğim, övüne övüne anlatabileceğim hiçbir şeyim olmadı yerin dibinde. bu yüzden insanlara hep yalnızlığı, mutsuzluğu ve koşmayı yazdım. kimse koşmak ile diğerlerinin arasındaki bağlantıyı kuramadı, ben kurdum. koşamadığın bir delikte ayakların varsa eğer sen de kurabilirsin. ya da konuşamadığın bir delikte dilin, düşünemediğin bir delikte beynin varsa eğer...

kadınım...

inan bana sana çok şey yazmak istedim. ve inanır mısın, yazdığım her şeyi sildim. hem yazdığım yerden, hem beynimden, hem kalbimden. yazdıklarımı okumanı ve seni hala düşündüğümü bilmeni çok isterdim. fakat bilemezdin, göremezdin. göz yaşlarımı hissedemezdin, ellerimi tutup kalp atışlarımı dinleyemezdin. üstüme o kadar çok şey geliyordu ki; kaldığım deliğe birileri toprak atmaya başlamıştı bile.

geçenler oldu, ama gelenler değil. "üzerinde ölü toprağı var." diyenler ve dahası.

yine doğrusunu söylemek gerekirse benim hayatıma gelen hiç "kalıcı" bir insan olmadı. ben, insanların hayatında bir kaç gün ziyarete gelip kalabileceği bir otelden ibarettim. güler yüzlü bir resepsiyon, iyi bir hizmet ve sonrası veda. ben gitmeyi, kalıcı olamamayı benim hayatıma gelenlerden öğrendim. ve ne yazık ki bana kimse kalmayı öğretmedi, sen hariç.

hayatım...

sonra ne oldu biliyor musun? sen geldin. sayfalarca yazılar yazdığım, sonra yazılar ulaşmasın diye yırtıp attığım kadın. bana geldin, dedin ki "hayatında olacağım. seni, o delikten kurtaracağım. sana başka bir hayat sunacağım."

hoşgeldin kadınım.

sen geldiğinde, arkamı "dibe" dönüp son defa baktım. sen geldiğinde elimden tuttun, bana elini uzattın; elinden tuttum ve "al götür beni buradan." dedim. inan bana birinin beni bu kadar çok sevebileceğine, bana bu kadar çok yardım edebileceğine inanmazdım. ve hatta birini sevebileceğime, birine tekrar bağlanabileceğime inanmazdım.

sen, bana konuşmayı hatırlattın. mutluluğu, sevmeyi, hayatı ve insanlığa dair unuttuğum her şeyi yeniden hatırlattın.

iyi ki geldin hayatım, iyi ki varsın.

sen hayatım...
iyi ki varsın.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

sence şu an saat kaç?

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?