insan en çok neye, neden kızar?

sene belki 2000, belki 2001. abim bir gün "sana bir şarkı dinleteceğim" diyor. ben 10 yaşına girmemişim henüz, daha winamp'ın üçüncü, hatta belki de ikinci sürümü çıkmamış. öncelik cartel'in. pentium 2 bilgisayarımızda creative ses kartı ve hoparlörü var. cartel'in o zaman meşhurlaşmış "kartel, bir numara en büyük..." şarkısını dinliyoruz önce. daha önce duyulmamış bir tadı var şarkının, kulağa hoş geliyor ama farklılığından. yoksa müzikal bir tarafı yok yani meselenin. fakat asıl bomba, cartel'den sonra patlıyor; bob dylan. henüz 10 yaşına girmemiş bir çocuğun her tarafını sarıyor müzik. "işte bu..." diyor çocuk, "işte bu, ben olmalıyım." ne şarkının sözlerini anlıyor, ne adamın ne dediğini. fakat müziğin efsane bir tadı var.

sene 2017. bir kadını gerçekten çok seviyorum ve hayat iyi gidiyor. işten çıkıp bindiğim 413 numaralı otobüsteyim. salmışım kollarımı açık camdan, kafamı hafif dışarı çıkarmış düşünüyorum. aşığım. delicesine. şömineli bir mağaranın içerisinde keman resitalleri yapmak istiyorum sevdiğime. "bak..." demek istiyorum, "bu gördüğün resitalin notalarına dair hiçbir fikrim yok. ama her seferinde aynı ezgiyi yakalayabiliyor ve aynı güzellikle çalabiliyorum. seni anlatıyor. bir de doğanın harika kolları arasındayız. bu yankı, sağa sola çarpan müziğin dağılışı, kuşların sesleri, kimi zaman ürkütücü kurt ulumaları, senkronu kaçıran rüzgar sesleri... her şeyin bir sebebi, her şeyin müziğe bir katkısı var." demek istiyorum. fakat 413 numaralı otobüsteyim, hızla gidiyoruz çankaya köşkünden kızılay'a doğru. düşünmek, kızdırıyor insanı. ama sadece düşünmek değil, boş beleş arabalar da kızdırıyor insanı. yüzlerce aptal, mekanik araçlardayız. sağa bakıyorum, sola bakıyorum... her yerde aynılarından, farklı modelleriyle, farklı görünüşleriyle. sahteliklerdeyiz. hayatın amacının unutulduğu bir yerdeyiz daha doğrusu. hayatın, üretmek ve tüketmek olduğu, hayalinse mekanik araçlardan oluştuğu bir yerdeyiz.

günaydın. ne kadar güzel gözüküyor değil mi güneş? 10 dakikan var. balkona çık, iyi bir nefes al. sonra içeri gir, elbiselerini değiştir. hazırsın. dışarı çık. otobüsüne bin. 2 saatlik bir yoldasın, kitap mı okuyacaksın? al, oku bakalım; bu kadar hayal yetmiyormuş gibi bir de başkalarının hayallerine ortak olacaksın. bu kadar düşünce yetmiyormuş gibi bir de başkalarının düşüncelerine kulak kabartacaksın. ya da okumayacak mısın? peki ne yapacaksın, koskoca 2 saat boyunca boş mu oturacaksın? anladım, sanırım bugün 2 saat boyunca gündeme ayak uydurma taraftarısın. 5 dakika ekşi sözlüğü okudun, 10 dakika haberlere baktın. 15 dakika işinle ilgili bi şeyler araştırdın. 1 saat 30 dakika. "mekanikler dünyası"ndasın, hoşgeldin; yine etrafa bakacak, yine düşüncelere dalacaksın. yine sinir basacak üzerini, yine pişman olacaksın ama bitecek saatler. tekrar bi "günaydın", tekrar bi "kolay gelsin." tekrar grafikler, billboardlar, işler, güçler. bir ara yemek, biraz sessiz olduğun için dalga konusu olacaksın. biraz da seni sessiz zannettikleri için dalga geçeceksin insanlarla içinden. günün bu kısmı eğlenceli olacak çünkü görünürde gizemlisin sen. görünmeyen tarafını bilen yok. ve sonra... tekrar grafikler, billboardlar, işler, güçler. akşam olacak, aynı sabahın tekrarı. 2 saatlik bir yoldasın. önce 413'tesin örneğin. salacaksın kollarını açık camdan, kafanı hafif dışarı çıkararak düşüneceksin sonra. aşıksın, delicesine. şömineler, mağaralar, keman, resital ve müzik. gerçek dünya, mekanik hayatlar. tekrar evdesin. iyi geceler. ne kadar güzel gözüküyor değil mi ay? 10 dakikan var. balkona çık, iyi bir nefes al. sonra içeri gir, elbiselerini değiştir. hazırsın, iyi uykular.

insan en çok neye, neden kızar? çok iyi biliyorsun değil mi cevabı... tekrar düşün, tekrar cevapla. insan en çok kendine, tekrara düştüğü için kızar. bunu bile tekrar tekrar yapar.

insan en çok... iyi geceler. ne kadar güzel gözüküyor değil mi ay? 10 dakikan var. balkona çık, iyi bir nefes al. sonra içeri gir, elbiselerini değiştir. hazırsın. iyi uykular.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

evet dostum, hayatın yükümlülükleri var.