Kayıtlar

Şubat, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

benden "bu" kadar.

merhaba ben odunluzıkkım, tahmin edebileceğiniz üzere.
öyle uzun veda konuşmalarını sevmiyorum, o yüzden kısa keseceğim.
artık bu blog'ta, "odunluzıkkım" olarak yazı yazmayacağım.
daha doğrusu, artık bu blogda yazmayacağım.
umarım daha iyi bir yerde, daha güzel bir şekilde karşılaşır ve konuşuruz.
bugüne kadar beni okuduğunuz ve takip ettiğiniz için teşekkür ediyorum.
kendinize iyi bakın.

ulaşmak için feysbuk'um, http://www.facebook.com/suenonegro
ulaşmak için twitter'ım, http://www.twitter.com/odunluzikkim
ulaşmak için mail adresim: odunluzikkim@gmail.com

sizleri seviyorum.

haftanın şarkısı, şeftali kırmızısı.

geçen haftanın şarkısı olarak cem adrian'dan beni bırakma'yı seçmiştik. o şarkıyı seçtiğim zaman duyuru yazımda şöyle yazmıştım:
bu aralar duygusallığımı yansıtabilecek mükemmel parçalardan birisi olan "cem adrian'dan beni bırakma" parçasını seçtim. "yahu sen duygusalsın, neden bizi duygusallaştırıyorsun?" diyen olursa eğer; hani kardeştik? gelin, dertleşelim kardeşim diyorum ve blog yazımı yazmaya devam ediyorum. canlarımsınız. bu hafta çoğu şey değişmedi. bu yüzden çoğu normal insanın tanımadığı, ama bursa'nın can'larından birisi olan canfeza'yı seçtim haftanın şarkısına. hala duygusalım, hala sevgilime kavuşamadım. dünya o kadar adaletsizki, mesafeler ne kadar kısalmıyorsa, özlemler o kadar artıyor. oysaki mesafeler değişmediği sürece özlemlerin aynı kalması gerekiyordu; öğretmenlerin bahsettiği matematik böyle öğretmişti.

bursa'da otobüse ilk bindiğimde, normalde saatlerce süren bursa-inegöl yolu yarım saat sürmüştü. hayatın adaletsiz…

aslında bi şeylerin farkına varmak gibisi yok.

neden gülmediğimi bilmiyorum, neden somurttuğumu da bilmiyorum ama tek yaptığım gülmemek ve somurtmak.

büyükler ne demiş, "zararın neresinden dönersen kârdır". ben zararın zirvesini yaptım saygıdeğer büyüğüm, iflasımı vermek üzereyim ne yapacağım? diyorum ya, yaptığım tek şey gülmemek ve somurtmak. yaptığım tek şey yaşamak ve sorgulamak. dur ya, 4 tane oldu şaka maka; neyse.


bir zamanlar kendimi çok seviyordum. bencildim aslında. hani şu eski yazılarımda anlattığım değişim aşamalarından bahsediyorum. ama zaman geçtikçe daha fazla değiştiğimi farkettim. hani, nasıl diyeyim; eskisi gibi insanları güldüren şeyler yapamıyorum, insanları güldüren şeyler söyleyemiyorum diye düşünüyorum. belki takipçi sayımın azlığından dolayı böyle şeyleri düşünüyor da olabilirim ama "bunu farkedemeyecek kadar öküz" olduğum için kendimden nefret ettim şu an.

son zamanlarda yazdığım her şey insanların içini karartacak nitelikte. blogumun en başından girseniz, olmayan dertlerinize +1 ekler…