Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

aşk üzerine roman yazsaydım eğer.

çoğu kısım hayal ürünüdür. adam gibi birisi vardı da biz mi sevmedik?
benim salaklığım. bardan beraber çıktığım bir kadına güvendim. film izleyeceğimizi, kitap okuyacağımızı, kahve içeceğimizi ve sabaha kadar konuşacağımızı söylemişti. eve girdiğimizde yaptığı ilk hamle dudaklarıma yapışmak olmuştu. geri itememiştim. erkek olmanın en kötü tarafıydı bu. reddedebileceğiniz bir hamle yapabileceğiniz halde yapamıyordunuz.  "istemeyerek yapılan her şeye tecavüz mü denir?" sorusunun cevabını almıştım o gün. istemeyerek arkadaşlarınızla takılabilir, bir yerlere gidebilir ve bayram temizliği bile yapabilirdiniz; ama aşk... orası farklı. yine yazıp yazıp sildiğim, kahveyle birlikte tekrar tekrar başladığım yazıdayım. konu böyle geniş olduğunda, neler söyleyeceğinizi biliyor ama okuyucuyu hangilerinin sıkacağını tahmin edemiyorsunuz. gönül isterdi ki hep beraber oturup kahve içerken anlatabileyim bunları. ama, her istediğini elde edemiyorsun.
suç benim, ama bir şey yaptığımı hatırlamıyo…

saçmalattirik: oksijen'in hikayesi.

bilgisayar ses çıkarıyor, moralim bozuldu. sabah olduğunda kurbanlar kesilecek, canım acıyor, ben de bir parçasıyım. hayat, nejat işler'in öleceği haberini okumaktan biraz daha kötü olsa gerek. 30 sene sonra dünyada oksijen bitecek, kimse farkında değil. ağaçlar kesiliyor, üzülmeyin. candan kıymetli olmasa gerek. mala geleceğine ağaca gelsin. serbest çağrışım bittiyse, yazıya geçelim.
keman sesiyle oksijen sesi birleşirse eğer, güzel bir orkestra olur. oksijen bile ses çıkartır kimsenin duymadığı. oksijen de yanar, ağaçlar gibi. bir oksijen olsaydım, oksijen olmaktan nefret ederdim. insan olmaktan nefret ettiğim gibi. oksijenin de hikayesi olduğunu söylerler. güneş doğar, yeşillikleri yaratır. esrarengiz bir şekilde oksijeni yavrular yeşillikler. bir insanla tanışır oksijen. aşık olur. tüm varlığını insana bağışlar. hayat verir. kıymet bilmez ya insanoğlu, oksijenin aşkı fazla gelir. dışarı atmak, kendinden uzaklaştırmak ister. o kadar değişir ki oksijen, kimse tanıyamaz olur. adı…

mim: duygular.

malum, uzun zamandır mim'lenmiyorum. geçenlerde bizim melodram yine beni mim'lemiş. mim'e cevap vermek adettendir derler. ama, benim kural ve prensiplerimi bilirsiniz; mimleyecek insan tanımam. bu yüzden, cevaplıyor ama kimseyi mimlemiyorum. iyi okumalar.

1- en çok kırıldığın, incindiğin kelime nedir?
tam sohbete dalmışken, bir şeyler anlattığımda ciddi ciddi söylenen "sus artık ya" kelimesi çok fena kırıyor beni. ne kadar sonrasında şakaya vurulsa da, ne kadar göstermesem de üzerime alınıyorum ne yalan söyleyeyim.

2- "herkesin kullandığı bir kelime olur, ama senin için bir insan vardır ve o özel insan; o kelimeyi kullandığında alınırsın" cümlesi hakkında ne düşünüyorsun?
benim için en özel kelimelerden birisi "odun"dur. sokakta beni tanımayan birisi, arkadaşına küfür ederken "odun" diye bağırsa döner bakar ve ismail abi tarzında "hoop" diye cevap veririm. şaşkın bakışlar arasında kaybolur giderim sonra.

3- seni en çok duygula…

kaşar muhabbeti, aşk mektupları, ilgisizlik falanlar.

yatağın haram olduğu bir sabahtayım. sağım, solum, oysaki her şey tamam. yorganım, sigaram, kapalı pencereler, soğuk hava, kalorifer ve çıplak ayak. eski alışkanlıklardan olsa gerek, test kitabım eksik. "sen eksiksin" diyemiyorum. sen hiç bu odada olmadın. sen, başka bir odada da benimle olmadın. var olduğunu söylüyorlar, siktirip gitmelerini söylüyorum. "var olsaydın eğer..." diye başlayan her cümlem üç noktayla bitiyor. sonra aynaya siktirip git diyorum. gitmiyorlar. siktirip gidin, kendime yazacağım bugün.

"arkadaş, sen bu değilsin" diyor duman arkadan. tam bu noktada ağlayasım geliyor. "uzaktan bakınca çok mu dertsiz gözüküyorum" diyorum kendi kendime. onlarca insanın ağlamasını dinliyor ve karşılığında sadece bir insanın beni dinlemesini istiyorum. en yakınımı arıyor, en uzaktakine bakıyorum. hiç tanımadığım insana gidiyor, düşüncelerini en sevdiğim insanlara koşuyorum. ama "bir dakikalığına beni dinleyin" diyemiyorum yüzlerine b…