Kayıtlar

Mayıs, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ultima online

Resim
herkesin güzel bildiği, her şeyin güzel olduğu bir ülke vardır illaki.

bir gün balıkçılık yapabildiğin, ertesi gün piyano çalabildiğin, istediğinde nalbant olabildiğin, demirci örsünde çekicinle kılıçlar üretebildiğin, belki gemi kullanabildiğin, belki de bir ejderhanın sırtına binebildiğin, yabani hayvanları evcilleştirebildiğin, büyü yapabildiğin, cehennemden çıkan balrog'ları avlayabildiğin, simyager olup iksirler geliştirebildiğin, teknolojinin gelişmediği, insanların yabanileşmediği, yaşananların fotoğraflaşmadığı ya da videolaşmadığı bir dünya vardır illaki.

kuş tüyünden yapılmış bir kalem ve bir kaç parça parşömen.

insan, keşke susması gerektiği yeri bilse.
ve keşke, tam o an sussa.

insan, keşke konuşması gerekiği yeri bilse.
ve keşke, tam o an konuşsa.

şimdi, sessizlik ve iyi geceler.

insan en çok neye, neden kızar?

Resim
sene belki 2000, belki 2001. abim bir gün "sana bir şarkı dinleteceğim" diyor. ben 10 yaşına girmemişim henüz, daha winamp'ın üçüncü, hatta belki de ikinci sürümü çıkmamış. öncelik cartel'in. pentium 2 bilgisayarımızda creative ses kartı ve hoparlörü var. cartel'in o zaman meşhurlaşmış "kartel, bir numara en büyük..." şarkısını dinliyoruz önce. daha önce duyulmamış bir tadı var şarkının, kulağa hoş geliyor ama farklılığından. yoksa müzikal bir tarafı yok yani meselenin. fakat asıl bomba, cartel'den sonra patlıyor; bob dylan. henüz 10 yaşına girmemiş bir çocuğun her tarafını sarıyor müzik. "işte bu..." diyor çocuk, "işte bu, ben olmalıyım." ne şarkının sözlerini anlıyor, ne adamın ne dediğini. fakat müziğin efsane bir tadı var.

sene 2017. bir kadını gerçekten çok seviyorum ve hayat iyi gidiyor. işten çıkıp bindiğim 413 numaralı otobüsteyim. salmışım kollarımı açık camdan, kafamı hafif dışarı çıkarmış düşünüyorum. aşığım. delices…